Tekil Mesaj gösterimi
Alt 06-25-2007   #1
Profil
Üye
 
cerosh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2007
Bulunduğu yer: napcan bize mi geLcen?
Yaş: 34
Mesajlar: 2.958
Üye No: 2536

Seviye: 42 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Canlılık: 0 / 1045
Çekicilik: 986 / 54600
Tecrübe: 81

Teşekkür

Teşekkürler: 0
0 Mesajina 0 Tesekkür Aldi
Rep
Rep Puanı : 9927
Rep Gücü : 119
İtibar :
cerosh has a reputation beyond reputecerosh has a reputation beyond reputecerosh has a reputation beyond reputecerosh has a reputation beyond reputecerosh has a reputation beyond reputecerosh has a reputation beyond reputecerosh has a reputation beyond reputecerosh has a reputation beyond reputecerosh has a reputation beyond reputecerosh has a reputation beyond reputecerosh has a reputation beyond reputecerosh has a reputation beyond reputecerosh has a reputation beyond reputecerosh has a reputation beyond reputecerosh has a reputation beyond reputecerosh has a reputation beyond reputecerosh has a reputation beyond reputecerosh has a reputation beyond reputecerosh has a reputation beyond reputecerosh has a reputation beyond repute
kapı çalar...

Kapı çalar...
Sabahın erken saatlerinde. Açarsınız. Sütçünüzdür gelen. Sütçünün
litreliğinden kabınıza dökülen beyazlıkta sabahın güzelliğine
kavuşursunuz. Gözünüzde pırıl pırıl bir sabah kahvaltısı canlanır.
İçinizden "Bugün kahvaltıyı bahçede yapalım" diye geçirirsiniz.

Kapı çalar...
Gelen postacıdır. Kucağında büyükçe bir paket. Uzattığı kağıda imza
atarsınız. Daha önceden ısmarladığınız kitaplara kavuşmanın sevincini
yaşarsınız. Zaten tatilde olduğunuzdan bu kitaplara çok ihtiyacınız
vardır. "Artık canım sıkılmayacak " deyip keyiflenirsiniz. En çok merak
ettiğinizi alıp şezlonga uzanırsınız.

Kapı çalar...
Kapıya koşarsınız. Yıllardır görmediğiniz bir dost gelmiştir.
Sevinirsiniz. Sohbetleriniz saatler boyu hatta bütün gün sürer. "Yaşamak
ne güzel" dersiniz içinizden. Hele böyle dostlar varken.

Kapı çalar...
Dürbünden bakarsınız. Kimseyi göremezsiniz. Dönüp yeniden koltuğa gömülürsünüz. Bir daha çalar. Bakarsınız, yine kimse yok. Tam o sırada bir daha çalınca kapıyı açarsınız. Komşunuzun oğlu, elindeki sopayla zile uzanmakta. Meğer tuzları bitmiş. İçeriden tuz getirirken kendi kendinize söylenirsiniz. "Elbette göremem. Keratanın boyu bir metre." Bu küçük hadise neşelendiriverir ortalığı.

Kapı çalar...
Düşüp bayılacak kadar şaşırırsınız. Askerdeki oğlunuz haber vermeden izne çıkmıştır. "Oğlum benim" diye hasretle kucaklarken göz yaşlarınızı
zaptedemezsiniz. Mutluluğunuz oğlunuzun izni kadar uzar...

Kapının her çalışında sanki mutluluğa koşmaktasınız. Huzur tüter
gözlerinizden. Her sessizlikte kulaklarınız zil sesi arar...

Ve kapı çalmaz... O gün en büyük misafiriniz gelir. Adeta kapıyı kırmıştır. Alıp gider sizi,
şaşırırsınız. "Niye haber vermedi?" diye içinizden geçirirken;
"Doğduğundan beri zile basmaktayım" der. Bir şeyler söylemek istersiniz o an. Ama o andan sonra diliniz dönmez. Ölüm sessiz sedasız gelivermiştir...



Can DÜNDAR
__________________

Click the image to open in full size.
Click the image to open in full size.
Click the image to open in full size.
cerosh is offline cerosh isimli üyenin yazdığı bu Mesajı değerlendirin.   Alıntı ile Cevapla