Sümerlerde Süt Akrabalığı..
Eski toplumda süt analığı kurumu

sanılıp söylendiği gibi

"annesini kaybeden" veya "ana sütü az olan" çocukların durumuyla ilgili olarak ortaya çıkmış değildir. "Süt anne"

"süt nine"

"süt kardeş" gibi akrabalık kavramları ve "haram-helal süt" yönleriyle İslam’da devam eden "süt akrabalığı" kurumunun yazılı kaynaklarını da Sümer ve Babil kayıtlarında buluyoruz.
Fakat

eski tarih kayıtlarını yeterince değerlendirmemiş Bay A. R. Balaman gibi uzmanlarımız

Avrupa sosyoloji çevrelerinde genellikle hâlâ kabul gören yanlışlara da dayanarak Süt Akrabalığı kurumunu "sanal"

"düzmece" veya "şakacıktan kurumlar" kategorisinde tanıtma adetini sürdürmüşlerdir.
"Süt analığı" ve bundan doğan "süt kardeşliği"

eski toplumda "sanal" veya "şakacıktan" bir akrabalık kurumu değildi. Süt akrabalığı oluşması halinde ilgili taraflara (sünnet kirveliği kurumunda da olduğu gibi) peşinen evlilik yasakları doğuyor olması

bu kurumun

eski toplumda

en az ‘kandaşlık kurumu’ kadar önemli olduğunu ve "süt akrabalığı" ilişkisini kullanan toplumların tarihinde "kandaş"lıkla aynı rolü oynamış olduğunu göstermektedir.
Süt akrabalığı

eski toplumda

doğuran gelin’e oğul’u emzirme yasağıyla birlikte

bu ilk oğulun baba toplum birimine geçişinin önündeki bir engeli kaldırmış olmalıdır. Halaların veya baba toplum birim tanrıçalarının kutsal "süt analığı" yoluyla ilk oğul

baba toplum biriminin parçası haline geldiği için

şimdiki "süt kardeşleriyle" evlilik (cinsel ilişki) yasağına tabi olur. Aralarında hiç bir "kan bağı" bulunmayan

yani "kandaş-karındaş" olmayan kız ile erkek çocuğun

emziren ortak bir ana aracılığıyla süt kardeşi olur olmaz evlilik yasağına tabi olmalarının anlamı buydu.
Sümer-Babil toplumunun bu "ilk oğul"u

eğer

onu "doğuran gelin" tarafından emzirilseydi

adaş dede-dayı toprağının aidi olarak kalmaya devam edecekti. Dolayısıyla da

baba toplum birimine ait kadınlar üzerindeki evlilik hakkını sürdürmüş olacaktı. Bu ise

artık baba toplum birimine ait sayılan bu oğul bakımından

yürürlükteki akrabalık sisteminin yıkımı demekti. Bu akrabalık sisteminde

damat ile gelinin ait olduğu toplum birimler

kendi kadınlarını

sadece karşı yanın erkeklerine vermekle yükümlüydüler. Eski toplum

Dumu-zi döneminde

en azından ilk oğul’un

baba toplum birimine ait sütle beslemesini sağlayan süt analığı kurumunu oluşturarak

oğul’un ana’lığına

süt veren kadını geçirmişti. Bulgu ve kalıntılar eski toplumun bu dönemdeki gelin’e

bu nedenlerle

doğurduğu çocuğu emzirmeyi yasaklamış ve ilk oğul’un anası saymaktan vazgeçmiş olduğuna işaret ediyor.
"Süt ana"lık kurumu

şimdi

"sanal"

"düzmece" veya "şakacıktan" sanılan bütün akrabalık kavram ve kurumları gibi

tarihteki gerçek ilişkilerin artık genellikle işlevsiz kalan kalıntılarından başka bir şey değildir. Türklerde de olduğu gibi

sokakta gördüğü ve tanımadığı birisine "ana"lık

"bacı"lık

"dayı"lık

"baba"lık dağıtan Asya

Afrika ve Amerika’nın bütün "şakacı" toplulukları

bu tür sınıflayıcı kavramlarda

eski gerçek akrabalık düzeninin anısını yaşatırlar.
Süt akrabalığı kurumu eski toplum bakımından sonuçları ciddi yükümlülükler doğuran gerçek bir kurum olduğu için Hammurabi

özel bir hükümde şöyle yazdırmıştı:
§ 194 - Eğer bir adam

evladını süt anaya verir

o evlat süt ananın elinde ölürse ve süt ana

(ölen bebeğin) babasının ve anasının haberi olmadan ikinci bir çocuğu (emzirmek için) alırsa

bunu ispat ederlerse

(ölen bebeğin) babasının ve anasının haberi olmadan ikinci bir çocuğu bağrına bastığı (emzirdiği) için (süt ananın) memelerini keseceklerdir. (Hammurabi Yasası)
Bu hükümde tanımlanan suç

süt ananın

emzirdiği evladın ölmesine yol açması
vb. Değildir. Süt ananın memelerinin kesilmesine yol açacak şiddetteki suçu

ölen bebeğin ana ve babasının iznini almadan bir başka çocuğun da "süt anası" olmasıdır. Eski toplumda bu davranış ciddi bir suçtur; çünkü süt ana

ölen çocuğun ana

baba ve kardeşlerini

onların bilgi ve onayları olmadan

emzirdiği ikinci çocuk üzerinden başkalarıyla süt akrabası haline getirmekteydi. Bu ise her iki tarafın

nesiller boyu devam edecek bir evlilik yasağı kapsamı içine girmelerine yol açıyordu.
Süt analık kurumu

Mezopotamya veya Turuva’da

giderek köle kadın veya dadıların yükümlülüğüne doğru evrim göstermişse

bu

bütün kurumların tarihte bozulmaya uğramaları gerçeğinin yanısıra

yeni bir evlilik yasağı sıkıntısının

en küçük ölçülere ancak bu köle kadınlar kanalıyla düşürülebileceği içindir de.
Balaman A. R
Evlilik
Akrabalık Türleri-1982