Pers İmparatorluğun'da Askerî

İdarî

Siyasî Örgütlenme Kurum ve Yapılar
1. Askerî örgütlenme
1.1. Askeri örgütlenme

kurum ve yapılar
Bütün imparatorluklar fethe dayanır. Fetih (conquest)

belirli bir etnik-kültürel kimliğe sahip bir insan grubunun

başka kimlikteki insanları

toplulukları

savaşla

askerî zorlamayla kendi hakimiyeti altına sokmasıdır. Pers ve daha sonra Roma imparatorluklarında olduğu gibi

imparatorlukçu siyasi güç merkezindeki kadrolar

hakimiyetlerinin meşruiyetini

imparatorluğun getirdiği (imparatorluğun içindeki topluluklar açısından) evrensel kararlılık

güvenlik ve barışa ne kadar dayandırmak isteseler bile

zorlama unsuru kaldırıldığında heterojen halklar

nüfuslar birlikteliğinin dağılacağını bildikleri için

örgütlenmelerinde askerliğe hayatî bir ağırlık vermek zorundadır. Askerî örgütlenme

Roma imparatorluğunun erken dönemlerinde ve Britanya İmparatorluğu'nda görüldüğü gibi

sivil idarî-siyasî kadrolardan ayrışmış ve bunların emrinde olabilir. Ya da

Asur ve Osmanlı imparatorluklarında olduğu gibi

askeri örgütlenme idarî-siyasî örgütlenmeyle o ölçüde iç içe girebilir ve devletin askerî işlevi idarî-siyasî işlevlerini o ölçüde belirleyebilir ki

askerî işlev ve örgütlenme imparatorlukçu devletin tek belirgin varlık eksenini oluşturur. Pers İmparatorluğu'nun tarihine bakıldığında

bu iki uç durumun arasında ama daha çok ikincisine yakın bir tecrübe görülmektedir.
Hakhamaniş İmparatorluğu'nun askerî örgütlenmesi hakkındaki kaynaklar oldukça zengindir. Khşayârşân'ın Yunanistan'ı fethetmek için yaptığı ünlü sefer

Grekler'ce tarihlerinin en önemli konularından biri olarak dikkatle izlenmiş ve ayrıntılı olarak kaydedilmiştir. Khşayârşân

bu sefere sahip olduğu bütün imkânları zorlayarak hazırlandığı için

Yunanistan'daki savaşlar sırasında emrindeki kara ve deniz güçlerinin görünümü

Pers İmparatorluğu'nun en geniş ve Hakhamaniş devletinin en güçlü olduğu durumdaki görünümdür. Hakhamaniş hanedanının aşiretler arası konfederatif bir ittifak olarak başlayan askerî örgütlenmesi

bu savaşlar sırasında dünyanın o güne kadar gördüğü en büyük kara ve deniz güçleri seferberliğine dönüşmüştür.
Hakhamaniş devletinin savaşlar sırasında ortaya koyduğu askeri güç

örgütlenmeleri tamamen farklı iki öğeden oluşuyordu. Bunlardan biri

Hakhamaniş iktidarının emrindeki daimi ve düzenli ordu

diğeri ise imparatorluğun dört bir yanındaki eyaletlerin ve yarı-bağımsız tabî şehirler ve küçük krallıkların Hakhamaniş hükümdarının emrine verdiği kara ve deniz güçleriydi.
Hakhamaniş askeri gücünün çekirdeğinde

Persler

Medler ve Elamlılardan

yani İranî halklardan toplanan 10000 kişilik daimi-düzenli bir piyade ordusu bulunmaktaydı. Greklerin

sayıları hiç değişmediği için 'On bin Ölümsüz' diye adlandırdığı bu askerler

Osmanlıların Fatih-Kanunî dönemindeki Yeniçerileri gibi

Pers devletinin 'seçkin' askerleriydi. Ama bu 'seçkin çekirdek ordu'

Osmanlıların Yeniçerileri gibi 'yabancı' etnik unsurlardan zorla toparlanmış bir köleler-ordusu değil

imparatorluğun etnik mozaiği içinde Hakhamaniş sülalesinin kendine en yakın saydığı halklar arasından seçtiği bir 'hür insan'lar ordusuydu Bu 'On bin Ölümsüz' içinden

Hakhamaniş sülalesiyle kan bağı bulunan 1000 asker ise

hükümdarın özel muhafız birliğini oluşturuyordu. Bunlar mızrak

ok ve yay

kama ve kalkanla donatılmışlardı. Savaşlarda demir pullardan yapılmış zırh giyerlerdi. Dâra'nın Persepolis'teki sarayında hazârapatiş yani binbaşı ünvanıyla

idarî-malî işlerde çalışanların da 'üst-denetleyici'si olan hükümdarın üst düzeydeki bir görevlisinin

bu birliğin kumandanı olduğu sanılmaktadır. Gene İranî halklardan seçilen 10000 kişilik bir daimî süvari gücü bulunmaktaydı. Hakhamaniş İmparatorluğu'nun merkezî idaresine iktidarını veren bu daimi birliklerdi. Memphis ve Sardis gibi Satraplık (eyalet) merkezlerindeki garnizonlarda ve Çanakkale Boğazı

Kafkaslar ve Siri Derya bölgesi gibi stratejik öneme sahip yerlerdeki kalelerde sürekli birlikler bulunduruluyordu. Önemli Satraplık garnizonlarındaki asker sayısı

onbeş

onaltı bin gibi

dönemin demografik özelliklerine göre küçümsenemeyecek ölçeklerdeydi. IÖ 455-403 dönemine ait bir arşiv

Babilonya'da Ermenistan

Hindistan

Afganistan

Anadolu ve Arabistan'dan getirilmiş olan birliklerin

kendilerine tahsis edilen arazi geliri alanlarında sürekli olarak bulundurulduğunu göstermiştir

ki bu hem Hakhamaniş hanedanının askeri örgütlenmesinin zaman içinde bir hayli kozmopolitleştiğini göstermesi hem de askeri örgütlenmeyle yeniden dağıtımcı kaynak denetlenmesi ve tahsisi süreçleri arasındaki ilişkiler açısından önemli bir tesbittir.
Hem daimi Pers orduları hem de seferberliklerde oluşturulan ordular

onlu katsayılarla büyüyen birlikler halinde örgütlenmişti. Yayaları 'balık-pulu' şeklinde demir zırh giyen Pers askerleri mızrak

ok ve yay

kama ve hafif bir kalkan kullanmaktaydı. Greklerle yaptıkları savaşlara kadar karşı konulmaz bir askeri güç olarak ün kazanan Pers yaya birlikleri

Grekler karşısında

silah donanımları ve savaş düzenleri açısından yetersiz kalmış

daha uzun mızraklar ve daha etkili miğferler kullanan Grek yayaları

özellikle phalanx adı verilen sıkı savaş düzenleri ile

kendilerinden sayıca çok daha büyük Pers birlikleri karşısında üstünlük sağlamıştı. Pers yönetimi büyük seferberliklerde imparatorluktaki bütün halklardan asker toplamaktaydı. Düzenli-daimi askerlerden oluşan kara ve deniz birlikleri

seferberlikler sırasında toplanan düzensiz askerlerden oluşturulan birliklerle desteklenmekteydi. Ne var ki

dili

dini

kültürü

alışkanlıkları farklı halklardan gelen bu askerler

sayıca çok kalabalık bir ordu görünümü sağlasalar da

'her kafadan ayrı sesin çıktığı' bu kalabalık etkili bir kumandayı imkânsızlaştırmakta

bazı durumlarda yarardan çok zarara yol açmaktaydı.
Perslerin süvari kuvvetlerine gelince: Medler ve Persler üstün vasıflı binek atlarının yetiştiriciliği konusunda dünyaya öncülük ettiler. Vatanı Rusya ve Orta Asya stepleri

tundra ve ormanları olan yabani atın

ilk kez İÖ 3.cü bin yılın son çeyreğinde

İndo-İranî göçebe-otlatıcı halklar tarafından evcilleştirildiği sanılmaktadır. İÖ 2.ci bin yılın sonlarına doğru bugünkü İran'ın batısındaki alanlara sızan ve daha sonra bu bölgede ilk İranî devleti kuracak olan Medler ise

evcilleştirilmiş at ırklarını ıslah ederek

askerlik tarihini kalıcı bir şekilde değiştiren yüksek boylu

güçlü binek atlarını geliştirdiler. Öz ülkeleri Parsa'dan "güzel atlar ve iyi ansanlar ülkesi" şeklinde söz eden Hakhamaniş hanedanı da

hem aristokratik Pers ailelerinin statü sembolü

hem en önemli savaş güçlerinden biri olan süvari birliklerinin

hem de imparatorluğun idaresinde hayati bir önem taşıyan ulak servisinin ihtiyaç duyduğu seçkin atların yetiştirilmesine büyük önem verdi. Grek kaynaklarının Bagistane

İslami kaynakların Bisutun dedikleri Dârâ'nın anıt yazıtına yakın (Grekçe adıyla) Nesaea ovasında hükümdara ait büyük bir hara ve at yetiştirme çiftliği kuruldu. Grek kaynaklarında Neseaen atları diye söz edilen bu hayvanların ünü bütün Ökimene'ye yayıldı. İskender hakkındaki Grekçe ve Latince kaynaklarda

bu çiftlikte yüzyıllardan beri 150-160 000 at bulundurulduğu

fakat İskender'in Hakhamaniş devletini ortadan kaldırmasının yol açtığı karışıklıklar nedeniyle

İskender'in Susa'dan Ekbatana'ya geçerken ordusuyla beraber bu ovada konakladığı 324 yılında

hayvan sayısının 50-60.000'e indiğini belirtilmiştir. İskender fetihlerinden sonra bu atların Orta Asya'ya ve Akdeniz bölgesine yayılması hızlanmıştır. Çin diplomatları bu atlara ilk kez İÖ 128'de Sogdiana ve Fergana rastlamış; Dönemin Çin İmparatoru

bu atlardan damızlık elde etmek için savaş açmış

."Batının batısından gelen" ve "kan terleyen" bu "göksel atlar" böylece Çin'de de orduların ve zengin ve yönetici ailelerin statü sembolü haline gelmiştir.
Atın üretilmesi

yetiştirilmesi ve beslenmesi ayrı bir kaynak mekânı gerektirdiği için

süvari ordusu

kendilerine tarımsal bir gelir kaynağı

yani belirli bir alanda tarımsal üretimi gerçekleştirenlerin ödediği vergi ve rant karışımı bir ürün payı tahsis edilen kişilerle oluşturuluyordu. Bu türden tahsis yapılan bazıları da atlı savaş arabası sağlamak zorundaydı. Persler at üstündeki savaş yetenekleri ile ün kazanmışlardı. Ama

Greklerle yaptıkları savaşlar

yakın savaş düzeni kullanan Grek yaya birlikleri karşısında Pers süvarilerinin etkisiz olduğunu ortaya çıkardı. Develer Persler tarafından seferlerde yük hayvanı olarak kullanılmakta

orduya katılan Araplar ise deve üzerinde savaşmaktaydı. İskender istilası sırasındaki savaşlarda Pers ordusunda fillere rastlanılması

Perslerin bu hayvanı bir savaş gücü olarak kullanmayı Sind eyaletindeki halklardan öğrendikleri

daha doğrusu karma Pers ordularında Filleri kullananların bu eyaletten gelen birlikler olduğunu göstermektedir.
Pers devletinin

o ana kadar görülen en büyük imparatorluğu oluşturabilmesi

birbirinden dört beş bin kilometre uzaklıktaki sınırlarını koruyabilmesi ve bu sınırlar arasında dili

dini farklı bir sürü halkın oluşturduğu milyonlarca nüfusu hakimiyeti altında tutabilmesinde

Asurluların kurduğu 'kralî yollar'

posta istasyonları

ulaklar sistemini

önemini kavrayıp geliştirmeleri

imparatorluğu bir uçtan diğerine yollarla bağlamaları önemli bir rol oynamıştır. Anadolu

Suriye

Mezopotamya ve İran gibi imparatorluğun başlıca bölgelerini birbirine

Mısır'a ve Arap yarımadası bağlayan ticaret ilişkileri

binlerce yıldan beri kervan güzergahları üzerinde sürdürülmekteydi. Pers devleti bu güzergahların önemlileri üzerinde

kendi haberleşme

askerî harekat ve 'yeniden dağıtımcı' iktisadî kaynak tahsisi ihtiyaçlarını karşılamak için

öncekilerden çok daha yüksek standartlarda ve ço daha uzun yollar inşa ettirdi. Bunlardan biri Babil'i Ekbatana'ya ve Elburz Dağı'nın güney doğusundaki geçit üzerinden Doğu İran'a

diğeri ise Susa üzerinden Persopolis ve Pasargadai'ye bağlıyordu. Bu yolların en ünlüsü Sardis'le Susa arasındaki yaklaşık 2500 kilometrelik 'Kral Yolu'ydu. Heredot'a göre yol boyunca

normal koşullarda bir günde alınabilecek mesafelere

111 konaklama istasyonu yerleştirilmişti. Sardis Susa arasındaki toplam
* * * Bu Alemin Kralı : TRFORUMUZ.BiZ * * * yolculuk 90 gün sürüyordu. Yolun Kapadokya'da Kızılırmak'ı

daha sonra Klikya sınırını ve Malatya yakınlarında Fırat'ı geçtiği noktalarda 'kapı'lar ve koruma birlikleri vardı. Bu yollarda uzun mesafeler arasında seyahat edenlerin büyük çoğunluğu devlet emrinde çalışmakta olan görevliler ya da hükümdarın veya satrapların emri ve izniyle hareket etmekte olan kafilelerdi. Yolcular seyahatleriyle ilgili görevlendirme ve her konaklama yerinde kendilerine verilecek olan günlük 'yolluk tahsisatı'nı yani yiyecek ve içeceği belirten belgeleri yanlarında bulundurmaktaydı. Kapılardaki denetimlerle

yolların insan

mal ve haber hareketlerinde izinsiz kullanması engelleniyordu. Pers devleti ana yollarda fevkalade etkili bir posta sistemi geliştirmişti. "Dünyada [onlardan] daha hızlı hareket eden hiçbir şey" olmayan Pers kuryeleri

mesajlari

bayrak yarışındaki gibi elden ele geçirerek

Sardis Susa arasında yaklaşık bir haftada taşıyabiliyorlardı.
Dâra ve Khşayârşân'ın Yunanistan seferlerinden itibaren Hakhamaniş devletinin

zaman zaman

o güne kadar dünya tarihinde görülen en büyük donanmaları seferber etmesine rağmen

Medler gibi kültürleri İran dağları ve yaylalarında oluşan Persler denizciliğe yabancı kaldılar. Önemli bir denizcilik kültürü ve tecrübesine sahip olan Grek şehir devletleriyle savaşırken

kendi gemilerini değil

imparatorluğa bağlı Fenike ve İyon şehirlerinin sağladığı gemilere dayandılar. Hakhamanişler döneminde Akdeniz'de görülen temel savaş gemisi

16. Yüzyıla kadar süren kalyon geleneğinin en güzel

en etkili örneklerinden biri olan 'trireme'ydi. Yaklaşık otuz beş metre boyundaki bu gemiler

uzun mesafeleri kat ederken yelken gücünden yararlanılsa da

savaş ya da hızlı hareket sırasında kürek gücüne dayanıyordu. IÖ 480'deki ünlü Salamis deniz savaşında

Grekler 300 'trireme'den oluşan donanmaları ile 500'ü aşkın İyon ve Fenike 'trireme'sinin oluşturduğu Pers donanmasına karşı büyük bir galibiyet elde etmiş

200 kadar düşman 'trireme'sini batırmış

bir çoğunu ele geçirmişlerdi. Bu yenilgiye rağmen Hakhamanişler

emirlerindeki denizci halkların sayesinde

gerektiğinde bazan 800 gemiye kadar çıkan sayıca daha büyük donanmaları seferber edebilmiş ve iskender'in Pers imparatorluğu'nu dağıtmasına kadar Doğu Akdeniz bölgesinde deniz gücü üstünlüğünü sürdürmüşlerdir.
Perslerin büyük bir imparatorluğun hakimleri haline gelmelerinin hemen öncesindeki göçebe kültürlerinden kalan güçlü alışkanlıkları

Hakhamanişlerin ve diğer Pers soylularının sefere

eşleri ve çocuklarıyla birlikte 'maaile' çıkmaları

sefer sırasında Pers devletinin de adeta orduyla birlikte 'göç etmesi'ne yol açmıştır. Perslerin bu davranışları

hem Pers devletinin sosyolojik özelliklerini hem de bu türden 'imparatorluk'ların

İskender istilası (ya da daha sonra Sasaniler döneminde Arap istilasi) gibi krizlerde kolay dağılmasının nedenleri açısından önemli bir ipucu oluşturmaktadır.
Pers hükümdarının bakış açısına göre

nasıl ki göçebe otlatıcı bir aşiretin resi uzun bir sefere çıktığında aşireti oluşturan herkes ona refakat etmekle görevli ise

'Krallar Kralı' sefere çıktığında

imparatorlukta'ki herkes

ilke olarak

çoluğu çocuğu ve bütün varlığıyla onunla birlikte hareket etmekle yükümlüydü. Bu

devleti hükümdarın 'hanesinin' örgütlenme ve yaşama tecrübesinin bir uzantısı olarak gören

Weber'in 'patrimonyal dediği devlet'in en çarpıcı işaretlerinden biriydi.
Perslerin sefere çıkış tarzlarının dikkat çeken bir başka özelliği

Hakhamaniş hakimiyetinin ihtişamının ve zenginliğinin sergilenmesinin askerî hareketin örgütlenmesini etkileyecek kadar öncelik taşımasıydı. Sefer sırasında Kral

çeşitli birliklerin oluşturduğu 'muhteşem' bir yürüyüş zinciri içinde hareket etmekteydi. Yunanistan seferinda Khşayârşân'ın içinde bulunduğu kraliyet kafilesi

Heredot'a göre

önde

Pârsa'nın en iyi atları üzerinde bin süvari

bunların arkasında bin seçkin mızrakçı

sonra kutsal sayılan on beyaz at

bunların arkasında sekiz beyaz atın çektiği ve 'orduya eşlik eden' Ahura Mazda'yı 'taşıyan' boş bir savaş arabası

sonra bir Pers soylusunun sürdüğü kraliyet arabasındaki Kral

sonra gene bin mızrakçı ve bin atlı ve bunların arkasındaki 'Onbin Ölümsüz' piyadeden oluşuyordu. Kralla birlikte hareket eden bu birliklerdeki mızrakçıların mızraklarının bir uçlarında

nar ve elma biçiminde altın toplar vardı. Persler

göçebe alışkanlıklarına hükmettikleri Babilonyalılardan hızla öğrendikleri 'rahatlıklar'ı ve 'beğeniler'i de eklemişlerdi. Bir yanda

Hakhamaniş sülalesinden ve diğer soylu iran sülalelerinden savaşa katılanların kadınları

cariyeleri

çocukları

harem ağaları

hizmetçileri

diğer yanda

10000 Ölümsüz'e 'tahsis edilen' cariyeler ve bu cariyelerin harem ağaları

hizmetçileri orduya eşlik eden onbinlerce sivil arasındaydı.
Khşayârşân'ın Yunanistan seferinden yüz elli yıl sonra

bu sefer İran'ı istila etmeye gelen iskender'e karşı III. Dâra'nın sefere çıkması hakkında

bir başka klasik kaynakta aktarılanlar

Pers askerî-idarî-siyasî kültürünün işlevsel olmama özelliğini sergilemesi açısından önemlidir. Bu sefere çıkma

Quintus Curtius Rufus'n iskender Tarihi'nde şöyle anlatılmaktadır:
"önde

gümüş sunaklarda Perslerin kutsal ve ebedî dedikleri ateş taşınmaktaydı. Sonra

geleneksel ilahilerini söyleyen Magiler geldi

ve bunları sayıları bir yılda bulunan gün sayısına eşit olan ve al pelerin giymiş 365 genç geldi... Sonrabeyaz atlar tarafından çekilen ve Ahura Mazda'ya adanan araba geldi ki bu arabayı Perslerin 'Güneş'in atı' dedikleri olağanüstü büyüklükte bir at izliyordu. Atları sürenlerin altın kamçıları ve beyaz elbiseleri vardı. Bunların biraz arkasından altın ve gümüş kabartmalarla zengin bir şekilde donatılmış on araba geldi ve bunları farklı kültürlere sahip on iki ulusun değişik silahlara sahip süvarileri izledi. Sırada daha sonra Perslerin 'Ölümsüzler' dediği ve sayıları 10

000 kadar olan askerler vardı.... [Bunlar] altın gerdanlıklar takmıştı

elbiseleri altın iplikle dokunmuştu

uzun kollu gömlekleri mücevherlerle süslenmişti. Kısa bir aralıktan sonra 'kral'ın akrabaları' dedikleri 15

000 asker geldi. Bu birlik neredeyse kadın gibi giyinmişti

iyi silahları değil ölçüsüz gösterişleri dikkat çekiyordu. Bunlardan sonraki taburu

normal zamanlarda kral'ın gardrobuna bakan ve 'Doryphoroe' denenler oluşturuyordu

ki bunlar üzerinde herkesten yüksekte kalan Kral'ın bindiği krayilet arabasının önünde yürüyorlardı. Arabanın her iki yanı da tanrıların altın ve gümüşten yapılmış simgeleri ile süslenmişti; gem ışıldayan mücevherlerle bezenmişti

... [Kral'ın arabasında iki Asur tanrısını simgeleyen kabartmalar ve] kanatları iyice açılmış bir şekilde gösterilen

altından yapılmış kutsanmış bir kartal simgesi vardı. Kralın gözler kamaştıran giysileri özellikle dikkat çekiciydi. Gömleği mordu ... Ve altın işlemeli kaftanında gagalarıyla birbirine saldıran şahinleri gösteren altın sırma bir motif vardı. Bir kadın üslubuyla takmış olduğu altın kemerine kabzası kıymetli taşlardan yapılmış hançerini takmıştı. Kralî iademi (taçı) beyaz benekli mavi bir şerit kumaşla sarılmıştı. Gümüş kaplamalı ve altın uçlu mızraklar taşıyan 10

000 mızrakçı kral'ın arabasını izledi. Kral'ın en asil 200 akrabası arabasının sağında ve solunda [yürüyordu] bunları kralın atlarından 400'ü izliyordu. Sonra

bir araba içinde

Dâra'nın annesi

bir başka arabada karısı geldi. At üstünde bir kadın birliği kraliçelere eşlik ediyordu. Sonra kralın çocuklarının

bunların süt annelerinin ve bir sürü hadım harem ağasının binmiş olduğu arabalar ...Sonra krala ait 360 cariyenin bindirildiği arabalar geldi

ve bunların arkasında 600 katır ve 300 deve

okçu muhafızların eşliğinde kral'ın parasını taşıyordu. [Bu kafileden arkasında] kralın akrabalarının ve arkadaşlarının karıları ve sürüler dolusu

[ordunun] kamplarını izleyenler

hizmetçiler

en arkada ise

kafileler zincirinin sonunu kapatan bir şekilde

her birine önderlerinin kumanda ettiği hafif-silahlı birlikler vardı."
Bu anlatımda da görüldüğü gibi

Kral'a ve Pers soylularına ait altın ve gümüş masalar

sandalyeler

yiyecek ve içecek takımları

sandıklar dolusu parfüm ve masaj yağı sefer sırasında orduyla birlikte taşınmakta

yüzlerce ahşı

şerbetçi

tatlıcı

şarap sunucusu

elbise tutucusu orduya eşlik etmekteydi. Kral

hazinesindeki altın ve gümüş külçe ve paraların büyük bir bölümünü

sefer boyunca yanında
* * * Bu Alemin Kralı : TRFORUMUZ.BiZ * * * taşıtmaktaydı. Kadınlar

çocuklar

cariyeler

hadım harem ağaları ve altın ve gümüş kaplar

külçeler ve paraların

hem askerî hareketin taktik etkililiğini sınırladığı

hem de düşman için bulunmaz bir ganimet ve rehin fırsatı yarattığı açıktır. Khşayârşân'ın Yunanistan seferinde askerî hareket olumsuz yönde gelişince kralın ailesine mensup kadın ve çocukların varlığı ek zorluklara yol açmış

bir çok cariye Greklerin eline geçmişti. İskender ise

III. Dâra'nın annesini

karısını ve çocuğunu ele geçirmiş

Dâra'ya karşı hareketin sonuna kadar rehin tutmuştu. Bu savaşlar sırasında

neredeyse bütün malî kaynaklarını beraber taşıyan Perslerin sadece bir 'muharebeyi' kaybetmeleri bütün hazinelerinin iskender'in eline geçmesiyle sonuçlanmıştı.