Komana
Karadeniz Bölgesinin iç kesimlerinde

günümüz Tokat sınırları içerisinde

Hellenistik Dönemde faaliyet gösteren iki tane tapınak devleti bulunmaktaydı. Bunlardan daha büyük olanı

Komana

ana tanrıça Ma'ya ithafen yapılmış

Kapadokya tipi bir mabeddi (Wilson 1960

228). Mabed çevresindeki topraklar tapınağa ait olup 6000 adet serf tarafından işleniyordu (S
trabo 12.3.34). Komana tapınak devleti aynı zamanda polis statüsünde bulunmakta ve yıl boyunca çevreden gelen ziyaretçiler tarafından bir ticaret merkezi olarak da kullanılmakta idi.
Komana'daki kutlama ve ibadet yöntemleri Kapadokya'daki Ma mabedindekiler ile benzerlik göstermekte idi. Hatta S
trabo'ya göre (12.3.32) Komana Pontika Kapadokya'daki mabedin bir kopyasıydı:
Orada neredeyse aynı türde dini törenler bulunur; kehanet alma şekli aynıdır; özellikle de ilk kralların yönetiminde olduğu gibi

rahipler aynı şekilde saygın bir yere sahiplerdir; yılda iki kere

tanrıça heykelinin kentte gezdirildiği Exodi olarak anılan festivalde rahip tanrıçanın tacını giyerek kraldan sonraki en saygın şereflere tabi olur...
Pontus Krallığı döneminde Komana ve diğer tapınak devleti Zela kendi topraklarını işleyen

ve festival zamanlarında sayısız ziyaretçiye ev sahipliği yapan bağımsız devletler niteliğindeydiler. Bu bağımsızlıklarına rağman Pontus Krallığı döneminde diğer kentlerle aynı tipte şehir sikkeleri basmışlardır.
Pontus Krallığı çöktükten TrForumuz.Biz ve VI. Mi
tradates kaçtıktan sonra Komana tapınak devleti bir prenslik haline gelmiş ve Pompey tarafından M.Ö. 1. Yüzyılın ortalarında Archelaus'a devredilmiştir (App.Mithr. 115; Wilson 1960

228). Archelaus�u M.Ö. 47 yılında Caesar tarafından görevden alındıktan sonra oğlu izlemiştir. Kapadokya kökenli

Bitinyalı Lykomedes Archelaus'un oğlundan prensliği devralmış (Bell.Alex. 66.3)

Augustus tarafından göreve getirilen Medeius

Cleon

Dyteutus sırayla Komana'da görev yapmıştır (Cass.Dio 51.2.3; S
trabo 12.558; 12.574). Dyteutus'un ölümü ile Komana Pontus Galaticus bölgesine dahil edilmiştir. Bu zamana kadar rahipler önemli ölçüde güçlerini yitirmiş ancak tapınak işlevine devam etmiştir. Maurice Tiberius döneminde (M.S. 582-602) kent imparatorluk alanına katılmıştır. Bölge Pontus Kralları dönemi ve imparator Maurice idaresini kapsayan dönem arasında

bir süre de ager publicus statüsünde bulunmuştur (RGS Supp.Pap. 1893

736).
Pontus Kralları yönetiminde ve Roma İmparatorluk dönemleri boyunca Komana'nın toprakları genişlemiştir. Romalı Pompey kenti prenslik yaptığında topraklarına 2 schoeni veya 60 stades eklemiştir. Böylelikle kent alanının çapı yaklaşık 4kmye ulaşmıştır (Magie 1950

371; Wilson 1960

229). Roma imparatorlarından Caesar veya Antony

Komana rahiplerine 4 schoeni değerinde toprak daha vermiştir (Wilson 1960

229). Bu yeni topraklar büyük olasılıkla kentin doğu

güney ve batı taraflarına eklenmiş olmalıdır. Bu alanlar Zelitis ve Megalopolitis olarak bilinir. Kuzey tarafının ise

Magnopolis ve Neocaesareia kentlerinin çok yakında bulunması sebebi ile

sınırlı kalmış olduğu varsayılabilir. Augustus döneminde kentin alanının daha da genişleyerek bölgedeki civitateslerin büyüklüğüne ulaştığı bilinmektedir. Komana M.S. 34-35 yıllarında Pontus Galaticus bölgesine eklendiğinde ise Magnopolitis kenti de büyük olasılıkla Komana Pontika'ya dahil edilmiştir (IGR III

105; Waddington v.d. 1904

109).
Kent Titus dönemine kadar hem Hierocaesareia hem de Komana olarak anılmıştır (IGR III

105

106). Tapınağın çöküşünü Hristiyanlığın yayılması hızlandırmıştır. Çevresindeki topraklar çok daha küçük ama merkezi bir yerleşim olan Daximon'a dahil edilmiştir.
Tapınak devletinin ana tanrıçası Ma'nın resmi imparator Caligula devrinden itibaren sikkeler üzerinde yeralmıştır. Tapınağın mimari görüntüsüne ait eldeki tek veri Caracalla

Septimius Severus ve daha sonra Trajan sikkeleridir . Bu sikkelerin üzerinde te
trastil bir tapınak tasvir edilmektedir. Tokat il merkezindeki Ali Paşa Camiinin inşasında kullanılmış 8 adet gri sütunun tapınağa ait olabileceği düşünülmektedir. Ayrıca yine Tokat kent merkezinde bulunan Ulu Camii ve Garipler Camii'lerinde kullanılmış olan sütun ve sütun başlıklarının da Komana Antik kentinden getirilmiş olması olasılıklıdır