![]() |
#1 |
Martı
Richard Bach’ın Amerika’da iki milyon satan kitabının adı bu: Martı Jonathan Livingston
Uçmayı büyük bir tutkuyla seven bir martının, sıradan martılardan kendisini ayıran mücadelesini anlatıyor yazar kitapta. Uçmanın anlamını keşfetmeye çalışan ve bunun için bir martının uçuş sınırlarını aşmak isteyen bir martı Jonathan. Sanki betona çarpıyormuş gibi, rüzgâra ve denize çakılıp binlerce küçük martı parçası olmayı dahi göze alarak… Çoğu martı, sırf yiyecek bulmak, sahilden ayrılıp tekrar geri dönebilmek için uçar. Bunun dışında bir şey öğrenmek için uçmazlar. Onlar için uçmanın tek anlamı karınlarını doyurabilmektir. Oysa Martı Jonathan için uçmanın anlamı bu değil. O tutkuyla seviyor uçmayı. “Yaşamak için ne çok sebep var,” diye düşünüyor uçmanın anlamına vardıkça. Kabiliyetlerinin sınırlarını aşmak, onu yaşatan en büyük sebep. Onun için balıkçı teknelerinin etrafında o rutin, sıkıcı dönüp dolaşmadan başka sebepler de var yaşamak için. Cehaletimizi kırabiliriz. Becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekâmızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi hür olabiliriz! İşte kendini ve sınırlarını aşmak! Martı Jonathan kendi tabiatını keşfe koyulu yor hikâyede. 400 metre yüksekliğe çıkacak ve saatte 250 km hızla uçup dalışa geçecek kadar “deli” ve kararlı. Yeteneğinin sınırlarını zorlayarak zoru başarma isteğini yaşıyor. Kendisi için en büyük başarılarından birinin sonunda, karaya yorgun, ama mutlu bir şekilde süzülerek indiği günlerden birinde… “Martı Jonathan Livingston! Ortaya çık” diyor Martı Konseyi’nin başkanı. “Utanmazlığının, onursuzluğunun hesabını vermek için arkadaşlarının gözleri önüne, ortaya çık!” Suçlanıyor Martı Jonathan. Martı Ailesi’nin gelenek ve göreneklerine aykırı hareket ettiği, şereflerini karaladığı gerekçesiyle suçlanıyor. Ve karar: Sarp Kayalıklar’da yalnız başına yaşamaya mahkûm ediliyor Jonathan. “Mahkûmiyet…” Martı Jonathan’ın doğasında mükemmel bir martı olma arzusu var. Uçma konusundaki hassaslığı onun gerçek doğasının bir ifadesi. Onu sınırlayan her şeyi bir kenara atıyor Jonathan. Hız artırma çabaları, alçaktan uçuş, akrobatik hareketler… Hepsinin nedeni gerçek bir martı olabilmek için. Çünkü o, özgürlüğü simgeliyor. Diyor ki: “Düşündüğün en son hızda herhangi bir yere uçabilmek için, daha şimdiden oraya vardığını kabul etmelisin.” Hedefler! “Eğer ne yaptığını iyi biliyorsan, her zaman başarırsın. Başarmak için ne yaptığını bilmek gerek.” Ne istediğini bilmek ve ne için istediğini… *** Harita-i insaniyede gözlem yapmak… Kendini tanımak… Sınırlarını bilmek… Hedeflerini belirlemek ve o hedeflere varmayı istemek... Bize verilenlerin farkında olmak. Değil mi ki insan, meleklerden de üstün bir mertebeye çıkabilecek kadar şerefli. Ve değil mi ki aynı insan, aşağıların aşağısına düşecek kadar zalim ve cahil! Edgar Morin doğru söylemiş: “Bilinmesi gerekir ki, en kolay şeymiş gibi görünen şey, aslında en zor şeydir: kendini bilmek.” Sadece nefes alan bir varlık olmadığımız bilinci, insana değer katıyor. Bu bilinçle insan, kendini tanıyor ve dolayısıyla Rabbini… Rab ki, insana tebessüm ettiren. Esirgeyen. Kucaklayan. Konuşan. İzleyen. Sahip çıkan ve zaten sahibi olan insanın. *** “Anlayarak bakmaya, bildiklerinin ötesine geçmeye çalış!” dedi Martı Jonathan, Martı Fletch’e. “O zaman uçmanın anlamını daha iyi öğreneceksin.” “Sınır yok!” dedi martı Fletch gülümseyerek. “Sınır yok Jonathan!'
__________________
Forumun En ii Cs Cfg Sini İndirmek İçin Tıkla (: TıkLa ! Bir Teşekkürü Cok Gormeyin (: Why So SeriouS ? ![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
Etiketler |
marti |
|
|