![]() |
#1 |
![]() Varlık Felsefesi Varlık Felsefesinin konusu varlıktır. Varlık; var olan her şeydir. Varlık Felsefesi açısından var olanlar iki biçimde ele alınır. Gerçekte var olanlar: Gerçek varlık, gerçekliğini nesnelerden, olaylardan, kişilerden alan; belli bir zaman ve mekanda var olandır. Gerçekte var olanlar duyu organları ile algılanır. Örneğin:masa,sıra,kitap v.b. İdea’da (zihinde,düşünsel) var olanlar: İnsanların zihinlerinde oluşturdukları kavramlardır.Zihinde var olanları insanlar bir takım olay ve ilişkilerden soyutlayarak elde ederler,bu nedenle duyu organları ile kavranamazlar. Bilim ve Felsefe açısından VARLIK Bilim ve Felsefe’nin varlığa bakış açıları şu noktalardan farklılaşır: *Bilime göre varlık tartışmasız vardır. Bilim varlığın var olduğunu ön kabul olarak benimser ve var kabul ettiği varlıkla ilgili neden-sonuç ilişkileri kurar. Felsefe varlığın var olup olmadığını da tartışır. Nedenlerin nedenlerini de araştırır. **Bilimler konularına göre varlığı parçalara ayırarak , kendilerine özgü yöntemlerle inceler. Felsefe,varlığı bütün halinde görür ve bütün halinde incelemeye çalışır.Bunun içinse gerekirse tüm bilimlerin sonuçlarını kullanarak genel kuramsal açıklamalar yapar. Metafizik -Ontoloji Metafizik; ispatlanması ve çürütülmesi mümkün olmayan sorunlarla ilgilenir. Ontoloji;Varlıkla ilgili sorunların tartışıldığı metafizik alanıdır. Ontolojinin soruları şunlardır: 1-Varlık var mıdır? 2-Varlığın ana maddesi nedir? 3-Evren nasıl oluşmuştur? 4-Evrenin bir amacı var mıdır? 5-Varlıkta özgürlük var mıdır? 6-Ruh nedir? 7-Ruh ölümsüz müdür? 8-Ölüm nedir? Tabiat(doğa) filozofları varlığın ana maddesi (arkhe) nedir? Sorusuyla ilgilenmişlerdir. Örneğin Thales; varlık arkesinin su olduğunu söyleyerek ontolojiyle ilgilenen ilk filozof olmuştur. Aristoteles varlığın ilk nedenlerini araştırarak metafiziğin ilkelerini belirlemiştir. Aristoteles, evreni bir bütün olarak kavramaya çalışmış ve bu çabasından da felsefenin bir disiplini olan Metafizik-Ontoloji doğmuştur. Ancak Ontolojiyi bir felsefe disiplinine dönüştüren Cristian Wolf’tur.Wolf ontolojiyi;- tanrının,ruhun ve dünyanın varlığını kanıtlamak isteyen bir alan olarak- belirler. Wolf’un ontoloji anlayışı deneysel bilimlere dayanan Ampirizm ve Materyalizm tarafından eleştirilmiştir. Kant’ a göre metafizik; bilginin temellerini araştırmalı ve bilginin deneyden gelmeyen öğelerini saptamalıdır. Fichte.Schelling,Hegel gibi düşünürler Kant’ın gözden düşürdüğü metafiziği tinsel(ruhsal) varlık anlayışı ile yeniden günceleştirmiştir. Günümüzde metafizik fenomenoloji, yeni ontoloji ve varoluşçuluk (existansiyalizm) felsefeleri ile varlığını sürdürmektedir. Fenomenoloji;Edmund Husserl ile varlıkların arka planlarında bulunan ve kendi kendilerine varolan özleri dile getirerek; Yeni ontoloji;Nicolai Hartmann ile varlık kategorileri oluşturup ontolojiyi deneysel temellerle,bilimsel sonuçlarla bağdaştırmaya çalışarak Existansiyalizm; Heidegger ve Sartre ile varlığın temeline doğa bilimlerini koyanlara karşı çıkarak varlığı Benin yaptığını söyleyerek ontolojiyle ilgilenmiştir. Ontolojik problemler: 1-Varlığın var olup olmadığı problemi: Varlığın var olup olmadığı ilk çağlardan bugüne ontolojinin tartıştığı temel problemdir.Bu probleme genelde iki bakış açısıyla yaklaşılmıştır. a-Nihilizm(hiçcilik) : Nihilizm’e göre hiçbir varlık gerçekten var değildir ve varlığı var olan olarak kabul eden görüşlere karşı çıkar. Nihilizm hiçbir değer ve kural tanımayan bir görüştür ve toplumda düzeni sağlayan tüm otoriteleri reddeder. Nihilizm bu biçimiyle siyasal anlamda anarşizme temel oluşturur. Nihilizm’in temsilcileri: Gorgias;Ontoloji alanında nihilizmin ilk temsilcileri ilk çağ sofist filozoflarından Gorgias’tır. Gorgias,”varlık var mıdır?” sorusuna “yoktur” cevabını verir. Gorgias’a göre;”varlık yoktur. Olsa bile bilinemez.Bilinse bile bildirilemez.” Nietzsche; Toplumsal değer ve normları tümüyle inkar ederek nihilizmin 19.yy.daki önemli temsilcisidir. ; Taoizm: İl çağda çinde görülen taoizmdir. Lao-Tse ‘nin kurduğu taoculuk gerçeğin tüm çeşitliliğine karşın “bir”(tao) olduğunu ve bunun adının,biçiminin, maddesinin, görüntüsünün olmadığını savunur. Aldatıcı olan dünya, varlıktan yoksundur. b-Realizm (gerçekçilik): Varlık vardır anlayışı realizmdir. Realizm varlığın insan bilincinin dışında insan bilincinden bağımsız olarak var olduğunu savunur. Realizme göre dış dünya bizden bağımsız olarak vardır. Var olan nesnel olandır, duyu organları aracılığıyla algılanabilir olandır. 2-Varlığın ne olduğu problemi: Varlığın ne olduğu sorusuna farklı cevaplar verilmiştir;. a) Varlığı oluş olarak kabul edenler: İlk çağ felsefesinde evrenin sürekli bir değişim, akış ve oluş halinde olduğunu ileri süren ilk düşünür Herakleitos’dur. O’na göre evrenin ana maddesi “ateş”tir.’ Ateşten oluşan her şey dönüp dolaşıp ateşe dönecektir. Ateş yeniden her şeyi yaratacaktır. Evrende her şey sürekli bir değişim OLUŞ içindedir ve durağan değildir. Doğa gibi insanın kendisi de sürekli bir değişim içindedir.’ Herakleitos’a göre evrenin bu oluşuna karşıt güçlerin çatışması ve bu çatışma sonunda ortaya çıkan uzlaşma(sentez) neden olur.Eğer bu çatışma olmasaydı evrende nesneler de olmazdı.Örneğin;yaşam,dişi ile erkekten gelir;otun yok olması,koyunun yaşamasını sağlar.Oluş (canlı-cansız,iyi-kötü gibi) karşıtların çatışmasının bir sonucudur.”değişmeyen tek şey değişme dir”Her değişme belli bir düzene , yasaya göre olur. Bu yasa logos(akıl)dır. Çağımızda varlığı oluş olarak gören filozof Whitehead (viyted) dir. O’na göre her varlık var olabilmek için başka bir varlığa muhtaçtır. Böylece evren bir canlı “oluş” olarak varlığını sürdürür VARLIK FELSEFESİ A. Varlık Felsefesinin Konusu Varlık felsefesinin konusu varlığın kendisidir. Varlık gerçek varlık ve düşüncel varlık olarak ikiye ayrılır. Gerçek varlık, gerçekliğini nesnelerden, olaylardan, kişilerden alan varlıktır. Uzayda yer kaplar, zaman içinde değişir ya da yok olur. Düşüncel varlık ise, duyularla algılanamayan, uzay ve zaman dışı olan ve gerçekliği bulunmayan varlıktır. İşte varlık felsefesi de bu varlıkların ne olduğunu, nasıl olduğunu, neden olduğunu araştıran felsefenin bir alanıdır. 1. Bilime gö;re Varlık : Bilimler varlığı incelerken, nesneleri ve onlarla ilişkili olan olayları gö;zler, anlamaya çalışırlar. Elde ettiklerinin de doğru olup olmadığını deneylerle denetlerler. Bö;ylece olaylar ve nesneler arasında değişmeyen, genel olan ve kanıtlanmış olan ilişkileri, yani yasaları bulmaya çalışırlar. 2. Felsefe Açısından Varlık a) Metafizik – Ontoloji : Tarihsel açıdan bakıldığında, felsefe varlık problemiyle başlamıştır. İlk defa Thales evrendeki her şeyin aslını yani ana varlığın ne olduğunu aramış ve bunu mitolojiden farklı olarak “Ana varlık sudur” şeklinde cevaplamıştır. Bu şekilde varlık sorunu doğanın soruşturulmasıyla başlamıştır. Metafizik ve ontoloji aynı alanı ifade eden iki ayrı terimdir. Aristo’ya gö;re ontoloji varlığın ilk temellerini ve ilkelerini araştıran bilgidir. Metafizik terimini ilk kullanan Rodoslu Andronikos’tur. Aristo’nun eserlerini düzenlerken ilk felsefe ile ilgili olan yazıları da fizikten sonra gelen anlamında metafizik adını vermiştir. Buna gö;re metafizik doğa ö;tesi sorunlarla ilgili akılsal açıklamaları içeren bir felsefe disiplinidir. Varlık, Tanrı, ruh, ö;lümsüzlük, kader gibi felsefenin ilk ve son sorunlarıyla uğraşır. Var olan asıl varlığı, ilk nedenleri, ilkeleri araştırır. b) Geçmişten Günümüze Ontoloji : Ontoloji, gö;rünüşlerin arkasında kalan “kendinde varlığı” bir başka deyişle “mutlak olanı” arayan bir felsefe disiplinidir.Varlığı yalnızca varolması açısından yani başka belirtilerini gö;z ö;nüne almadan kavramaya çalışır. Varlığın bu anlamda araştırılması Aristoteles’e kadar uzanır. Ancak ontolojiyi bir felsefe disiplini haline getiren Christian Wolff (1679-1754) olmuştur.Wolff’un ontolojisi 18. yüzyılda deneysel bilime dayanan ampirizm ile materyalizmin eleştirileri karşısında tutunamaz duruma gelince Kant, Hegel vr başka bazı 19. yüzyıl filozofları daha kusursuz bir ontoloji geliştirmeye yö;neldiler. 20. yüzyılda Yeni Ontoloji akımının kurucusu Nicolai Hartmann bunu devam ettirdi. Nicolai Hartmann ö;znelciliğe, akıl dışıcılığa, gizemciliğe karşı çıktı. Ontolojiyi deneysel temellere dayandırmaya ve bilimsel bilgilerle bağdaştırmaya çalıştı. Metafizik-Ontoloji varlığın arkasında daima bir şeyler aramıştır. Gö;rünüşteki varlığın arkasındaki “kendinde varlığı”, “mutlak olan”ı ortaya koymaya çalışmıştır. Örneğin Aristoteles’te varlığın arkasındaki bu son şey “salt form”dur; Spinoza’da “Tanrı”dır, Kant’ta “temel varlık”, Hegel’de “mutlak ruh”tur. Günümüz ontolojisi ise varlığı “en son şey ” olarak gö;rmekte ve “gö;rünüş” ile “kendi başına varlığın” bir “birlik” oluşturduğunu kabul etmektedir. c) Metafiziğin Varlıkla İlgili Temel Soruları : Metafiziğin varlıkla ilgili temel soruları şunlardır : – Varlık var mıdır? – Varlık değişken midir? bir midir? çok mudur? – Varlık nasıl var olmuştur? – Evren nasıl oluşmuştur? – Varlık neden bö;yledir, başka şekilde değildir? – Varlığın ana maddesi nedir? Evrende ö;zgürlük var mıdır? – Evren sonlu mu, sonsuz mudur? – Evrende amaçlılık var mıdır? B. Ontoloji Açısından Varlık 1. Varlığın Var Olup Olmadığı Problemi Varlığın var olup olmadığı ontolojinin temel problemlerinden biridir. Bu probleme ilişkin gö;rüşler iki ana başlık altında toplanır: Varlığın var olmadığını ve varlığın var olduğunu kabul eden gö;rüşler. * Nihilizm : Kendisinden kuşku duyulamayan hiçbir şeyin olmadığını ö;ne süren ve maddesel gerçekliğin varlığını reddeden bir gö;rüştür. En ö;nemli temsilcileri Gorgias ve Friedrich Nietzsche’ dir. * Taoculuk : Dış dünyadaki varlıklar var olmasalar bile gerçekten var olan bir varlıktan sö;z edilebilir. Bu Tao’dur. Tao, evrenin düzenidir; bütün olayların kendisinden çıktığı “sonsuz ö;z” dür. Gerçek tüm çeşitliliğine rağmen tektir. Olaylar dış gö;rünüşlerden başka bir şey değildir, her şey gö;recelidir, aldatıcı dünya varlıktan yoksundur. Taoculuğun kurucusu Lao Tse’dir. * Realizm : Dış dünyanın gerçekten var olduğunu ileri süren ö;ğretidir. Bu ö;ğretiye gö;re dış dünya bizden bağımsız ve nesnel olarak vardır. 2. Varlığın Ne Olduğu Problemi Varlığı var olarak kabul eden gö;rüşler, varlığın ne olarak var olduğu problemi üzerinde faklı gö;rüşlere ayrılmışlardır. a) Varlığı oluş olarak kabul edenler : İlkçağ felsefesinde evrenin sürekli bir değişim, akış ve oluş halinde olduğunu ileri süren ilk düşünür Herakleitos (M.Ö. 540-480)’tur. Ona gö;re evrenin ana maddesi ateştir. Ateşten oluşan her şey yine ateşe dö;necek, ama ateş yeniden her şeyi yaratacaktır. Evrende durağan hiçbir şey yoktur. Her şey sürekli bir değişim, oluş içindedir.Doğa gibi insanın kendisi de bedeni ve ruhuyla sürekli bir değişim halindedir. Herakleitos’a gö;re evren, boyuna akan, durmadan değişen dö;nüşümlü olarak yok olup yeniden ortaya çıkan bir süreç bir oluştur. Varlığı oluş olarak kabul eden filozoflardan biri de Alfred N. Whitehead (1861-1947)’dir. Ona gö;re evrende mekanik bir düzenin olduğu gö;rüşü yanlıştır. Evren sürekli bir oluş içindedir. Bu oluşta her şey birbirine bağımlıdır. Her varlık, var olmak için başka bir varlığa muhtaçtır. Whitehead, evrende birbirini tamamlayan karşıt iki güç olduğu gö;rüşündedir. Bu güçlerden biri evrene “yaratıcılık” diğeri “süreklilik olanağı verir. Bö;ylece evren, canlı bir oluş olarak varlığını sürdürür. Whitehead bu gö;rüşünü şö;yle dile getirir: “Evrenin akıp geçmekte oluşundan başka bir temel doğru yoktur.” b) Varlığı idea olarak kabul edenler : Varlığın ilk ve en ö;nemli ö;gesinin idea olduğunu ö;ne felsefi ö;ğretiye idealizm denir. Varlığı idea kabul eden filozoflardan Platon, Aristoteles, Farabi ve Hegel’dir. * Platon (M.Ö. 427-347) : İdealizm kurucusudur. Platon, varlık sorununu gerçek varlığın bir ve değişmez olduğunu ileri süren Parmenides’in gö;rüşleriyle Herakleitos’un oluş felsefesini birleştirerek çö;zmeye çalışmıştır. Platon2a gö;re birbirinden tamamen farklı iki dünya (evren) vardır. Biri nesneler dünyası, diğeri idealar dünyasıdır. Nesneler dünyası sürekli olarak oluşan, değişen ve yok olan objelerin dünyasıdır. İdealar dünyası ö;ncesiz ve sonrasız (ezeli ve ebedi) olan evrendir. Platon’a gö;re günlük yaşamda gö;rülen her şeyin (iyi, güzel, insan, at, ağaç vb.) bir ideası vardır. Tüm ideaların üstünde yer alan “İyi ideası”dır. * Aristoteles ( M.Ö. 384-322) : Aristoteles de varlığın ilk ve en önemli öğesinin idea olduğu görüşündedir. |
|
![]() |
![]() |
![]() |
Etiketler |
felsefesi, nedir, varlik |
|
|