Geri git   CurcunaForum.Org > Dini Bilgiler > İbretli Hadiseler
Kayıt ol Yardım Topluluk

İbretli Hadiseler İbretli hadiseler.

 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
Alt 03-07-2008   #1
Profil
Üye
 
==komando== - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 49
Üye No: 11695

Seviye: 5 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Canlılık: 0 / 120
Çekicilik: 16 / 6025
Tecrübe: 82

Teşekkür

Teşekkürler: 0
0 Mesajina 0 Tesekkür Aldi
Rep
Rep Puanı : 10
Rep Gücü : 18
İtibar :
==komando== is on a distinguished road
Kiyametİn TaŞeronu Evanjelİstler

ARKADAŞLAR BEN OKUDUM GEÇEKTEN TÜYLERİM DİKEN DİKEN OLDU OLMAZ BÖYLE ŞEY DEDİRTEN BİR OLAY ŞU ZAMANDA AMERİKADA KONUŞULAN VE AMERİKANIN İSRAİLİ NEDEN DESTEKLEDİĞİNİ ÖĞRENMEK İSTİYORSANIZ BAŞTAN SONA KADAR OKUYUN VE ÖĞRENİN AMERİKANIN NE PLANLAR ÇEVİRDİĞİ GÖZLERİNİZLE GÖRÜN.....

EVANGELİZM

BÖLÜM-1

Evangelizm Nedir?

Hıristiyan inancına göre; Tanrı’nın oğlu İsa Mesih’i Yahudiler çarmıha gerdiler ve işkence ile öldürdüler. Hıristiyanlar, “Rab”lerini öldüren Yahudileri sevmezler. Zaten dünyadaki Antisemitizm İdeolojisi kaynağını ilk bu inançta buldu.

Hıristiyanlık inancının insanlığı götürdüğü yer Yahudiyi sevmemek iken; ne oldu da Hıristiyan alemi içinde bir “Yahudi severlik” doğdu? Hıristiyanlarla Yahudiler şimdi nasıl kolkola? Bunu anlamak için “Evangelizm”i (Evanjelizm) bilmek gerekiyor.

Evangelizm’in ne olduğunu bilmezsek Amerika Birleşik Devşirmelerinin (ABD) niye bu kadar ısrarlı, kayıtsız ve şartsız İsrail’i desteklediğini anlayamayız. Dahası ABD’nin Irak’ta, Orta Doğu’da hatta Kara Afrika’da ne yapmak istediğini. Sebep sizce petrol mü? Bor?

Biri bana Evangelizmi tarif et dese lafı uzatmadan, bodoslama ilk önce “Evangelistler Hıristiyan Siyonistlerdir” derdim. Hatta Evangelistlerin Siyonistliği, Yahudi Siyonistlerden daha fundemantal, daha cesur ve daha militanca. Adeta teroristvari.
Çünkü onlar da Yahudi ırkının Tanrı’nın seçkinleri olduğuna inanıyorlar. Yahudi olmadıklarına, Yahudi doğmadıklarına üzülüyorlar ve Yahudiliğin dünya hakimiyeti için çalışıyorlar.

Konuyu bir anekdotla desteklemek istiyorum:

“1985 Ağustos’unda Basel’de bir siyonist kongre... 27 ülke ve 589 delege... Katılanların çoğu Yahudi kökenli olmayan Siyonistler... Üç gün süren kongreden sonra alınan kararlardan birisi, dünya Yahudilerinin İsrail’e göç etmeğe çağrılması ve İsrail’in 1967’de işgal etmiş olduğu Batı Şeria’yı resmen ilhak etmesinin talep edilmesi... Ilımlı bir Yahudi ayağa kalkıyor ve bu ifadeleri sert bulduğunu, İsrail halkının üçte ikisinin de Batı Şeria’nın ilhakına karşı olduğunu söylüyor. Bunun üzerine Uluslararası Hıristiyan Elçiliği temsilcisi Van der Hoevn sinirleniyor ve bağırıyor:
“İsraillilerin ne düşündüğü önemli değil; biz Tanrı’nın dediğine bakarız. Ve Tanrı o toprakların Yahudilerin malı olduğunu söylüyor.”

Hatırlayacaksınız Dünyayı Yöneten Gizli Örgütler dizimizde bahsettiğimiz Küresel Dünya Devletini. Orada Gizli Dünya Devleti, Derin Dünya Devleti dedik. Küresel Sermaye Sultası dedik. Dedik ama zaten milyar dolarlara hükmeden insanların, tröstlerin işi gücü yok mu da gelecek ne bileyim Keban’ın, Atatürk Barajının civarında fakir köylüden toprak alacak? Bu adamların işi, gücü, parası yok mu? Ne işleri var Irak çöllerinde, Batman’da, Diyarbakır’da ya da Felluce’de, Kuzey Irak’ta. Galiba o dizide taşları tam yerli yerine oturtmamıştık. Dikkat ediniz burada taşları yerine oturtmaya çalışacağım.

Evangelizm; son yüzyılda ABD’yi yöneten ve son Milleniumda da (İncil tabiridir İsa Mesih’in geleceği, Kudüs'ün güneyindeki Kidron Vadisi'nde Armageddon’un yaşanacağı çağı ifade eder. Kullanırken iki defa düşünmeliyiz) dünyayı yönetmeye aday Küresel Çete’nin gizli dinidir.Yahudi’den daha Yahudi Hıristiyanların uydurma dinidir.

Evangelist sözcüğü eski Yunanca'da Evangel, Evangelion : İyi Haber, Sevindirici/Kurtarıcı Haber anlamında kullanılıyordu.
Evangelic, Evangelical, Evangelist ise; İncile ait, İncilsel, İncile bağlı, İncilci anlamını ifade eder. Hristiyanlığın bir kolu, mezhebidir.
Evangelizm, mistik anlamı yönünden, Kutsal Kitab'a yönelmek, dönmek anlamını taşır. Ayrıca "Hz. İsa'nın gerçek öğretisi" yerine de kullanılmaktadır.

Evangelizmin aslı, Protestanlığa yani Martin Luther’e dayanır. Luther, Papa’ya, Vatikan’a karşı olarak kurduğu yeni kiliseye “Evangelist Kilise Hareketi” ismini vermişti. Papalığın yaptıklarına karşı çıktığı, protesto ettiği için bunlara “Protestan “ denildi.

Martin Luther, kilisesini reforma tabi tuttu. Mesela, Katoliklerde faiz yasak iken Protestanlar serbestçe faizi kullandılar. Protestanlar ahiretten çok, dünya işlerine ağırlık verdiler. Ticarette dini kurallar kaldırılarak liberal bir hale getirildi. İbadetler önemsizleştirildi. Tapınak Şövalyelerini hatırladınız değil mi? Daha sonra Protestanlığın bu köklü değişiklikleri bir reform hareketi olarak değerlendirildi.
HYML
06-23-2006, 08:32 AM

Hangisi Daha İyi Hıristiyan?

Protestanların diğer Hıristiyanlardan en önemli farkı ilk beş kitabını Tevrat'ın oluşturduğu 39 kitaptan oluşan Eski Ahit'e inanmalarıydı. Bu, bakış açılarında "kıyamete" ve "Mesihçiliğe" ayrı bir değer vermelerini sağlıyordu. Özgür iradenin "Tanrı" tarafından çizilen kaderin dışına çıkamayacağını öngören Evangelistler, bu kaderi hızlandırmak için Hıristiyanların ellerinden geleni yapması gerektiğini savunuyorlardı. Ve Armageddon'la, yani "iyi" ile "kötü" arasındaki o büyük savaşla gelecek olan kıyameti ve Mesih'i hızlandırmak için ellerinden geleni yapıyorlardı. Seçilmiş insanlar olduklarına inandıkları Yahudilerin, bir kıyamet koşulu olarak desteklenmesi gerektiğini düşünüyorlardı.

Evangelistlere göre Siyon Devleti kurulunca İsa gelecektir. Ve İsa gelince iyileri kötüleri ayıracak, iyilerin ordusu ile kötülerin ordusu üzerine gidecektir. Böylece Tanrı Son Savaş'la İblis'i yenip yok ederek dünyayı ele geçirecek, her şeyin denetimini sağlayacak ve artık dünya kötü olanın egemenliğini sürdürmesinden kurtulacaktır. Çünkü Dünya şu anda , kötü olanın, İblis'in egemenliği altındadır.

Katolik ve Ortodoks Hıristiyanların inancı esas itibarıyla Protestan Evangelistlerin inançlarıyla çelişir. Onlar İsa Mesih dünyaya geldikten sonra Krallığını kuracağını iddia eder. Ve mürteci Evangelistler gibi Armageddon’u çabuklaştırmaya çalışmazlar.

Aynı şekilde Yahudilere ve Siyonizm'e olan bağlılıkları da Evangelikleri diğer Hıristiyan topluluklardan ayıran en büyük özellikleridir. Evangelikler, Eski Ahit'in; Yahudilerin Tanrı'nın Seçilmiş Halkı, Kutsal Topraklar'ın Yahudilerin malı olduğu, Yahudilerin Mesih'in gelişi ile birlikte bir dünya egemenliğine ulaşacakları gibi kehanetlerini tamamen kabul ederler. Bu konuda kendilerine düşen en büyük misyonun ise Yahudilerin egemenliğine destek olmak olduğunu düşünürler.

Evangelistler,1867’de Kiliseler Konseyini kurdu. Bu tarihten itibaren adeta çığ gibi büyümeye başladı. Evangelistler 50’li yıllarda sadece dört milyon kişiydi. 2004 yılında tüm dünyada toplam sayıları 500 milyona ulaştı. Bu rakam Hıristiyan nüfusunun neredeyse dörtte birine eşit. Her gün yaklaşık 52 bin kişinin Evangelist olduğu söyleniyor. İleriki yıllarda tüm Hıristiyan nüfusunun yarısı olacakları tahmin ediliyor. Günümüzde, ABD’de 70 (Bazı kaynaklara göre 100 milyon), Brezilya’da 30 milyon Evangelist yaşamaktadır. Bugün, dünya üzerinde faaliyet gösteren 1 milyonun üzerinde misyonerleri mevcuttur. Harvard Üniversitesi’nde ilâhiyat profesörü olan Harvey Cox “ Tanrı’ya Dönüş “ adlı kitabında, iki Hıristiyandan birinin Evangelist olacağını ve 21’inci asrın en büyük dininin Evangelizm olacağını iddia etmektedir.Din tacirleri, Dinlerarası Diyalogçular, Amerikan hayranları orada mısınız?

Bugün batı dünyası da Evangelistlerden rahatsızlık ve endişe duymaktadırlar. Evangelist tabiri, Liberal zıddı, bağnaz manasında kullanılıyor batıda. Gösterdikleri hızlı gelişim ve uyguladıkları akıl almaz radikal, acımasız projeler, sadece İslam ülkelerinin değil, Batıdaki aklı selim sahibi araştırmacıların da ciddi şekilde kâbusu olmaya başladı. Çünkü, tarih boyunca, Hıristiyanların dine dayalı radikal saldırıları çok acımasız olmuştur. Orta çağ Avrupasının içinde bulunduğu koyu taassubu hatırlayınız. Tarih sürecinde yaşanan Hıristiyan vahşetlerinin önünde ya da arka planında muhakkak bir dinî motif bulunmaktadır. Bu vahşetleri planlayan bazen tek başına kilise olmuş, Haçlı seferlerinin bizzat organizesini Papalık makamı yapmıştır. Avrupa içindeki engizisyon ve vahşetin perde arkasında da kilise vardır. Sırpların yaptığı insanlık dışı caniliğin arka planında da kilise veya din adamları bulunmaktadır. Kıbrıs'taki, katliamların da Makaryos canisi tarafından planlandığı ve özendirildiği gibi.

Araştırmacı-gazeteci yazar Kemal AKMARAL, “Ben Bush, Evangelist Bush” adlı son kitabında ABD Başkanı Bush ve bugünkü NeoCon’ların gerçek yüzlerini , gizli amaçlarını gözler önüne seriyor.

11 Eylül ‘de tıpkı kimlikleri gibi nereden geldikleri de belli olmayan uçakların İkiz Kuleler’ e çarpmasından en fazla 10 dakika sonra, Susurluk kazasında ölen Mehmet ÖZBEY’ in, Abdullah ÇATLI olduğunu anlayıveren vazifeşinas Türk Basını gibi; CNN Televizyonu da, bu saldırının ardındaki ismin Usame bin Ladin olduğunu keşfetmiş ve bütün dünyaya duyurmuştu.

AKMARAL; ABD’nin Evangelistleşme sürecinde yükselen Amerikan fanatizmine dikkat çekerken, bu sürecin geleceğini şu şekilde değerlendiriliyor: “Evangelistlere göre dünyanın bir gün tamamen Evangelist olması için Müslüman topraklarına da girilmesi şarttır. Bu şartın yerine getirilmesinden bir sonraki aşamada ise bütün Musevilerin, İsrail'e dönerek, Evangelist olup yeni bir dönemi başlatmaları ütopyası yatıyor. Bu ütopya uğruna çeşitli planlar, projeler yaptılar, politikalar belirlediler. Gücün her türlüsünü ellerine geçirdikten sonra, gizlenme gereği duymadan açıktan açığa sürdürdükleri faaliyetlerine hız verdiler. Müslümanlar şimdi de Evangelist yayılmacılığı ile karşı karşıyalar. Eskiden İslama karşı başlatılan her hareketin, her Haçlı saldırısının arkasında Katolik Vatikan yani Papalık bulunurdu. Şimdi ise bugüne kadar pek bilinmeyen, yeni bir taarruzla karşı karşıya İslam âlemi. Gizli veya açık her saldırı ancak güçle; siyasi veya maddi destekle varlık gösterebilir. İşte Evangelistler bugün bunu fazlasıyla sağladıkları için meydana inmiş durumdalar.

HYML
06-23-2006, 08:33 AM

NeoCon'lar İşbaşında:

Evangelistler Müslümanları düşman olarak kabul ediyor ve onları yeryüzünden kazımayı amaçlıyorlar. Dünyanın tek süper gücü olan ABD’nin başkanlık koltuğunda da bir Evangelist oturuyor. 40 yaşına kadar tam bir alkolik olan George W. Bush Evangelist papazların telkinleriyle alkolü bırakmış ve yeniden hayata dönmüş biri olarak yaşamının her anında bu mezhebin öngördüğü şekilde yaşıyor; planlarını, hedeflerini Evangelizme göre oluşturuyor. Evangelizm bugün Beyaz Sarayın gizli dini haline gelmiştir. Bush’u Afganistan’a yönelten, Irak’a saldırmasını teşvik edenler de Evangelistlerdir.

Afganistan Operasyonu ve Irak Savaşı’na bu çerçeveden bakıldığında, söz konusu ABD operasyonlarının aslında hiç de görüldüğü gibi terörle mücadele etmek veya kitle imha silahlarını yok etmek için değil, ardında birçok dini etken olan planlı bir operasyonlar zincirinin halkaları olduğu görülecektir.

Son 20 yıldır ABD başkanlık koltuğuna oturanların tamamı kullandıkları dini söylemlerden ötürü muhafazakar seçmenlerin oylarıyla seçildiler. Ancak bugüne değin George W. Bush gibi hiçbir ABD Başkanı, direk dini söylemlerle başkanlık koltuğuna oturmadı. Allah’ın kelamını getirdiğini ifade edecek kadar dini söylemlerini abartan Bush, bu türden sözleriyle Ronald Reagan gibi iki kez üst üste seçilmeyi başardı. Bush, başarısını ardındaki Evangelistlerin desteğine borçlu.

Nasıl olmuşsa, olmuş nereden geldiği belli olmayan iki uçak New York’un göz bebeği İkiz Kuleleri yerle bir etmişti. Uçakların kulelere çarpmasıyla birlikte birbirinin ardı sıra meydana gelen patlamalarla başlayan yangın her iki binayı da birkaç saat içinde kül yığını haline getirmişti. Korkunç yangın betonların içindeki çelikler gibi çarpan uçakları da eritmişti. Saldırı sonucu her şeyin yanıp kül olduğu kulelerin külleri arasında CIA ile birlikte araştırma yapan FBI görevlileri büyük bir ustalık ve maharetle saldırganların pasaportlarını sapa sağlam bir şekilde buluvermişlerdi. Aslında biraz daha uğraşsalar saldırganların parmak izlerini de bulabilirlerdi.

Aslında Haçlı Seferleri, aylar önce Bush’un seçim kampanyası döneminde başlamıştı. IQ’su 17’ den fazla olmadığını değerlendirdiğim Bush’un adını “İslami Terör” koyduğu uluslararası terörle mücadeleye ilişkin konuşma sırasında, ağzından “Haçlı Seferleri” sözlerini kaçırmasından daha doğal ne olabilirdi ki? Daha sonra yoğun kamuoyu baskısı soncu lafı çevirmiş ve terörizmle mücadeleyi kastettiğini söylemişti. Bilirsiniz İngilizce’de Crusader kelimesi yalnız kutsal savaş için kullanılır, İslam inancındaki cihat gibi. Tabii bu savaş Müslümanlara karşı verilecek savaştır, başkasına değil.

Kimilerine göre ‘gaf’ kimilerine göre ise ‘dil sürçmesi’ olan bu sözler, aslında birilerine “mesaj” olarak gönderilmişti. Armageddoncu Evangelistler, bu mesajı almış sonunda diledikleri gibi “yol gösterici” bir Başkan’ a kavuştukları için dua etmeye başlamışlardı. Çünkü başlangıçta Afganistan’a düzenlenecek Haçlı Seferleri orada sona ermeyecek, Irak, İran, Suriye derken Ortadoğu ve Avrasya’ da ki bütün Türk ve İslam coğrafyasını kapsayacaktı.

Afganistan’dan sonra gözler Irak’a çevrildiğinde bu kez gaf yapma sırası Pentagon’ a gelmişti. Birleşmiş Milletler Silah Denetçileri’nin “Irak’ta kitle imha silahı yok” diye bas bas bağırmalarına aldırış etmeyen Bush ve çevresindekiler, sözde bölgeyi kitle imha silahı tehdidinden, Irak’ı da Saddam’ın baskı ve zulmünden kurtarmak için düğmeye bastılar. Irak’a özgürlük, barış ve demokrasi götürmek amacıyla başlatılan harekata Pentagon tarafından konulan isim, bu harekatın gerçek amacını ortaya koyuyordu. Çünkü harekatın adı “Code name;OIL” olarak belirlenmişti. Türkçe’si “kod adı;Petrol” olan bu harekatın amacı sizce ne olabilirdi ki?

Pentagon’ un “Code name;OIL” şeklindeki şifresi basına sızdığında savaş karşıtları başta olmak üzere çeşitli gurupların eleştiri yağmurlarına tutulan şahinler buna da bir kılıf uydurmuşlardı. Yapılan açıklamalara göre, “OIL” petrol değil, sözde Irak’ı Özgürleştirme Operasyonu’ nun İngilizce’ si olan “Operation Iraq Liberation” sözlerinin baş harflerinin kısaltılmasından meydana gelen bir şifreydi.

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr . Zeki ARSLANTÜRK konuyu söyle yorumluyor; "Bush, Evangelizm'in bir kolu olan Radikal Bapdisttir. Onun inancına göre de 3'üncü Binyılda Hz. İsa yeniden dünyaya gelecek, bin yıl hüküm sürecek; müşrikleri temizleyecek; kendisine tabi olacaklarla yeni bir dünya kuracak. Bu nedenle Bush, kendisini tam anlamıyla Mesih gibi görmese de Hz İsa'nın geleceği yer olan Ortadoğu'yu o güne hazırlamakla kendini görevli sayıyor. Bush bu görevi üstlenmiş durumda. Bu konuda özel görevli olduğuna inanıyor. Bundan vazgeçmeyecektir. Evangelist tarikattaki Baptizm'in ve Metodizm'in kolları Yahudilikle dirsek temasındadır. Yahudilikle Hrıstiyanlığı birleştirmiş, kardeş yapmış bir mezheptir bunlar. Mesih'in geleceği yeri hazırlamak fikrinde ortak hareket ediyorlar. Onlara göre Mesih, Ortadoğu'ya, Filistin'e gelecek. Yeniden dünyaya geldiği vakit Mesih'e o bölgeleri hazırlamak gerek. Bundan da Bush kendine bir görev çıkarıyor. Özel görevli olduğun inancından da vazgeçmeyecektir. Bu nedenle Ortadoğu'yu Hristiyanlaştırmak istiyor. Bunu misyonerlerin başı olarak amaçlıyor."

DEVAM EDECEK

Saygıyla...

HYML
06-23-2006, 08:36 AM

ARMAGEDDON VE EVANGELİZM

BÖLÜM-2

ABD Laik Değildir


ABD'de yaşayan Fransız düşünür Alexis de TOCQUEVILLE Amerikalıların dünyada gördüğü en dindar toplum olduğunu söylemişti.

Başkan Bush Filistin lideri Mahmud ABAS ile 2003 yılında bir araya geldiğinde şunları söylemişti: “Tanrı, ‘George Afganistan'a git ve teröristlerle savaş' dedi, yaptım. Ardından, 'George, Irak'a git ve zorbalığı bitir' dedi, onu da yaptım.' 'Tanrı, Filistinlilere bir devlet, İsrail'e güvenlik, Ortadoğu'ya da barış getir' dedi. Ahlaki ve dini bir misyonum var. Bu nedenle size bir Filistin devleti vereceğim. Tanrı'dan bir görev aldım.” Türkiye’de bu sözleri bırakın Cumhurbaşkanı, Başbakan mahallenin delisi söylese adamı “meczup” diye yaka paça götürürler. Fakat Evangelist Bush dünyayı yönetiyor.

Bilirsiniz, tüm Amerikan paralarında Tanrı'ya inanıyoruz (In God we trust) yazar. Amerika’da her 500 kişiye bir rahip düşer, ordunun çok ciddi sayıda bir bölümü papazlardan oluşur ve bunlar özellikle ve öncelikle Orta doğu ve Kafkasya’da görev yaparlar.Bazı eyalet hapishanelerinde din dersleri verilir. Kongre'nin oturumları duayla açılır. Hatta İsveçli teolog Krister Stendhal'e göre "ABD'nin ateisleri bile dindar bir tonda konuşur!" Demokrasi beşiği Amerika ve O'nun laiklik anlayışı.

George Washington "Temelinde din olmayan iyi bir yönetim, varlığını sürdüremez." demiştir.

Her televizyon kanalında, her kasabada, her köşe başında özel cemaatini genişletmeye çalışan vaizleri görmek mümkün. Ve bu Amerika inancını ve ideolojisini hedef ülkelere ihraç etmeye gayret eder.

Bu Amerika Bizim Amerika Değil!

Yeryüzünün her hangi bir yerindeki herhangi bir bebek, Amerikan hayranlığı üzerine kurulmuş aile ve sosyal çevrede doğar. Çocukluğundan itibaren Amerikan kaynaklı idollere sahip olur. Gün gelir idolün adı Süperman’dir, gün olur adı Cobe’dir. Çocuk büyür ama Amerikan müzikleriyle. Rock müziği dinlediğini zanneder. Ama bilmez onun kilise müziği olduğunu. “Knocking on Heaven’s Door” diye çılgınca bağırır. Amerikan gencinin sokakta kulağında kulaklı “Sordum Sarı Çiçeğe“ diye titreyerek yürüdüğünü düşünebiliyor musunuz? Hollywood yıldızlarına öykünme başka alemdir. Her gün onlarla yatar, onlarla kalkar. Artık yetişkin bir insan olduğunda Amerikan Mankurt’una dönmüştür.O duygu yüklü filmlerin bir zamanların gıpta ile bakılan o Amerikası, o insan sevgisini her şeyin üstünde tutan bir toplum, acaba neden böyle oldu?

Bir Coni… O günkü sıradan işini yapıyormuşçasına bir câmiye sığınmış haldeki yaralı Iraklı Müslüman'ı, hem de o kutsal yere hiç saygı duymadan, Cenevre Anlaşmaları'na, savaş ahlâkına ve hukukuna aykırı olarak, insan onuruna ve asker şerefine yakışmayacak bir şekilde ve yanlarında olayları kaydeden bir gazeteci kameraman olduğu halde, dünyanın gözü önünde beynine kurşun sıkarak öldürdü.

Acaba bu cinâyet, Batı'nın herhangi bir yerinde, herhangi bir kilisesinde veya sinagogunda işlenseydi, dünya ayağa kalkar mıydı, yoksa şimdi Müslüman âleminin durumu gibi sessiz mi kalırdı?

Doğal olarak, "Pardon. Bu münferit bir olaydır, bizim ideolojimizin eseri, sonucu değil" diyeceklerdir. Asker savaş suçlusu ìlân edilerek cezâlandırılıp bu olay kapatılmağa çalışılacaktır. Bu olay gibi pek çok olay olduğu anlaşılmaktadır; çünkü Felluce'de yaralı olarak tutuklanıp hastanelere kaldırılan direnişçi var mı? Ben bilmiyorum. Yüzbinden çok Iraklı öldürülmüştür. Peki, Felluce'de katledilen Iraklıları ne zamana dek görmezden gelecekler? "Bu savaştır, olur böyle olgular" denilmesi elbette olmayacak iştir ama gerçekte, Amerikan Şahinleri işlerini sürdürecektir. Amerikan silâh tacirlerinin kasalarını dolduran ölüm aygıtlarının o çorak çölde ne işleri var? Bu savaş, yalnızca Irak'ın petrol kuyularına egemen olmak için mi yapılmaktadır? Doğru ama galiba eksik bir nedendir bu. Çünkü bu durumların Evangelist ve Siyonist tutumlarla da ilgisi vardır.

İşin en ilginci de, bu kan, yıkım, kıyım, gözyaşı, acılar ve sancılar, karmaşa ve kargaşa olgularında referansın hep Kutsallık, Din, Kutsal Kitaplar, Kutsal Yazılar, Kutsal sözler, Kutsal emirler/buyruklar/öğütler olmasıdır.

Nerede benim Amerikam? Ben O’nu istiyorum.!!!

HYML
06-23-2006, 08:37 AM

Nasıl Bir İttifak?

Neden Evangelistler İsrail’e bu kadar ilgi gösteriyorlar? Nasıl oldu da bu özel ilişki gelişti?

Evangelistler’in İsrail sevgisinin kaynağı İncil’dir. Pek çok Evangelist’in çocukluk anılarında, pazarları aileleriyle huzur içinde, en güzel kıyafetlerini giyerek, kilisede İncil haritalarının önünde dinledikleri, İncil menkıbeleri önemli bir yer tutar. Zamanla her Evangelist, İncil’de bahsi geçen toplulukla kendisini özdeşleştirir ve vaat edilen topraklar onların hiç gitmedikleri vatanları oluverir. İsrail; İsa’nın doğduğu, vaaz ettiği, çarmıha gerildiği, yeniden canlanacağı topraktır. Bu sebeple her yıl on binlerce Amerikalı Hıristiyan, İsa’nın “Ayak izlerinde yürümek” için, İsrail’e hacca gider.

Amerikalılar için Ortadoğu, İsa’nın “ikinci gelişinde” yaşanacak olayların merkezinde yer almaktadır. Evangelistler bu anlamda İncil’i, Tanrı’nın emirlerini ve öğütlerini içeren bir kutsal kitap gibi değil de, merkezinde İsrail’in olduğu birçok kehânetin şifrelendirdiği, bir gizem metni gibi okumaya ve yorumlamaya çalıştıkları kitap gibi görür. Evangelistler’e göre, insanlığın kaderi önceden belirlenmiş bir ilâhî bir senaryo ile kararlaştırılmıştır ve herkes gibi İsrailoğulları da bu kozmik tiyatroda kendilerine biçilmiş rolü oynamaktadırlar.

Maksatları öncelikle, Orta Doğu’yu Evangelist Hıristiyanların kontrolü altına almaktır. Bunun için bu bölgeye çok sayıda misyoner gönderdiler. Yoğun bir Hıristiyanlık propagandası yapıyorlar.

Irak’ta 900 bin İncil dağıtıldı. Irak’ın başkenti Bağdat’ta sıradan bir pazar günü, 8 ayda kurulan 9 Evangelist kilisesinden ayinler yükseliyor. Kilise kapılarında ise uzun kuyruklar oluşuyor. Bazıları Hıristiyanlığı anlatması için bir misyoneri, bazıları ise yalnızca kiliselerin dağıttığı, dolarları ve bedava yemeği bekliyor.

Los Angeles Times gazetesi, muhabiri Charles DUHIGG bu faaliyetleri gazete manşetine taşıdı. Evangelizmin Irak’ta nasıl yayıldığı şöyle anlatılıyor: “Dokuz kilisenin ardından 10’uncusu inşa ediliyor. Kilise başına 100’er bin dolar gönderiliyor. Şu anda Irak’ta bu mezhebe bağlı yüzlerce misyoner var. Evangelistler genelde aç ve perişan halde bulunan Müslüman halka, ilaç ve gıda yardımlarıyla ulaşıyorlar.” Kiliseye gelen Iraklı Rana, “Babam da Müslümandı. Benim kiliseden uzak durmamı istiyordu. Ancak kilisedekiler ona iş bulup anneme de gıda yardımı yapınca her şey değişti” diyor.

Bunun yapılabilmesi için , insanların kendi inançlarından koparılması gerekiyor. Bu maksatla Teksas eyaletinde Evangelistlere ait bir yayınevi, Kur’an-ı Kerim’den de güya alıntılar yaparak hazırladığı ve kutsal kitap olduğunu öne sürdüğü yeni bir kitap yayınladı. “ True Forqan-Gerçek Furkan “ adıyla piyasaya sürülen kitap, Arapça ve İngilizce olarak basıldı. “İbrahimi Dinler” vurgusunun yapıldığı kitapta, genelde Kur’an-ı Kerim olmak üzere, İncil’den ve Tevrat’tan alıntılar bulunuyor. 21. yüzyılın kutsal kitabı olarak tanıtılan kitap, “Hoşgörü” “Dinlerarası Diyalog” “Barış Kitabı” ve “Üç Dinin Kitabı “ gibi sloganlar ile tanıtılıyor. Kuveyt’te yayımlanan haftalık “el-Usbu” gazetesi baş yazarı Dr. Mustafa Bekri, Kur’an Kerim’in tahrif edilmesi çalışmalarının birkaç yıldır sürdüğünü ve bunun da Batılı Yahudiler tarafından bizzat desteklendiğini, finanse edildiğini yazdı. Kitapta, Orta Doğu’nun Yahudi ve Hıristiyanların diyarı olduğu vurgulanıyor. El-Usbu gazetesi, kitabın “Büyük Ortadoğu Projesi”nin bir ürünü olduğunu kaydetti.

Evangelistler, Hazret-i İsa’ya düşman olan, gerçek İncil’i kabul etmeyen Yahudilerle sıkı fıkı dost oldular ve iş birliği yapmaktadırlar. Hazret-i İsa’ya iman eden Müslümanlara karşı ise en şiddetli ve amansız düşmandırlar. Hedef ortak düşman İslam olunca, nasıl da hemen bir araya gelebiliyorlar. “ Küfür tek millettir “, Hadis-i Şerifi, “Onlar birbirinin dostudur” (Maide, 51) âyet-i kerimesi bunların bu halini bize yüzyıllar önceden haber vermektedir zaten. Yani değişen hiçbir şey yok bu kozmik tiyatroda.

Evangelistler, şu anda ülkemizde de irili ufaklı birçok kilise açmışlardır. Yüzlerce daire ve ev şeklinde kiliseleri ile Evangelistliği yayma peşindeler.

ABD, inancının ve çıkarlarının gereği olarak bu coğrafyaya geldi ve bu coğrafyadan da çıkmayacaktır. Taşlar tamamlanıyor, onların inancında İsrail'in vaat edilmiş toprakları ele geçirmesi gerekiyor. Bir operasyon tamamlanmak üzere. Eksik olan bir tek taş var, o da Mesih İsa. Onun gelmesi gerekiyor, şimdi beklenen odur. Bir yandan onun gelişi beklenirken, diğer yandan gelişinin alt yapısı hazırlanıyor. Özellikle de Müslümanları infiale zorlayacaklar. İşler bilerek ve kasıtlı olarak gerilecek. Müslümanlar, her ne kadar elleri kolları bağlanmışsa da netice itibariyle isyan edecekler ve büyük savaş başlayacak. Şu anda hazırlığı yapılan ve beklenen durum budur.

Bugün İsrail'in ABD desteği ile Filistin'de yaptıkları başka ne ile izah edilebilir? Hiçbir şekilde barışa yanaşmayan taraf İsrail'dir. Anarşi ve kargaşanın artması için İsrail elinden geleni yapıyor. ABD ile kol kola girmiş, Filistinlilerin köklerini nasıl kurutacağız, onun uğraşısı içindedirler.

HYML
06-23-2006, 08:39 AM

Sonuç:

Satanizm ve benzeri ABD patentli akımlar gençlerimizi kimliksizleştirip, benliklerinden uzaklaştırıyor, milli ve manevi değerleri yitirip gerek kendisi, gerek toplumuyla yabancılaşan gençler kolaylıkla misyonerlerin tuzaklarına düşüyorlar. Türkiye’de faaliyet gösteren misyonerlerin hiçbir zaman dinlerini yaymayı görev edindiklerini, aksine amaçlarının Türkiye’yi, Türk Gençliğini dinsizleştirmek-kimliksizleştirmek olduğu kanısındayım. AKMARAL bu konudaki tespitimizi şöyle teyit ediyor:
“Türkiye’de faaliyet gösteren misyonerlerin tamamına yakını Amerikan Protestan kiliselerine bağlı. Bir an için misyonerlerin amaçlarının dinlerini yaymak olduğunu kabul edelim. Söyledikleri gibi insanlara doğru yolu göstermek istediklerini farz edelim. O zaman Amerika’dan binlerce kilometre uzakta bizim topraklarımızda ne işleri var? Kendi ülkelerinde uyuşturucu kullanımı patlamış, fuhuş sıradan hale gelmiş, cinsel suçlar tırmanışa geçmiş ve geleneksel mezheplerin kiliseleri boşalma noktasına gelmişken o insanlara doğru yolu göstermeleri gerekirken, Türkiye’de ne arıyorlar?Türk gençlerine iş, aş, hatta aşk vaadiyle dinlerini değiştirmek için uğraşanlar, gerçekten samimi olsalardı zaten Hıristiyan olan ancak kiliseden kopan kendi ülkelerindeki insanları dine döndürmeye çalışırlardı” diyor.

Ataları Angler ve Saksonlar olan Bush ve onun Protestan mezhebi Evangelizm bugün ABD eliyle küresel bir savaş veriyor ve bu uğurda her türlü silahı kullanıyor. Özellikle borsa spekülatörü olarak nam salmış George SOROS gibi başka birileri eliyle de Türkiye'nin çevresinde çeşitli renk ve tonda Müslüman ve Ortodoks dünyasına dönük devrimler yaptırmaktadır. ABD tarafından Freedom House üzerinden finanse edilen medya ve sivil toplum hareketleri ABD'nin küresel iştahına hizmet etmeye devam etmektedir.

Evangelistlerin inancına göre Nil ile Fırat arasındaki yerler "Arz-ı Mev’ud" yani Yahudilere vaat edilen toprak. Bu bölgede Büyük Yahudi devlet kurulacak ve ancak ondan sonra İsa Mesih yere inecek, bu devletin başına geçecek Deccal’i yenecek ve bin yıllık hakimiyet başlayacak. Size şaka gibi gelebilir ama evangelistler bu kehanete inanıyorlar.

Ey tarihin en eski zamanlarından beri Tuna’da, Kırım’da, Uzak Asya’ da, Karadeniz’in Kuzeyinde, Adriyatik’ten Büyük Okyanus’a kadar olan coğrafyada yaşayan ulusun fertleri! Saygıdeğer Hanımefendiler ve Beyefendiler;

Sizce bu “operasyonun” maksadı yalnızca petrol, bor, toryum, doğal gaz mı? Para mı? Yoksa başka bir şey mi? Her ikisi mi? Karar sizin.
Saygıyla...

HYML
06-23-2006, 08:42 AM

BEN BUSH EVANGELİST BUSH
ABD’nin nüfusu 300 milyon. Bu nüfusun 100 milyonu Evangelist. 1950’lerde dünyada sadece 4 milyon Evangelist vardı. Bu gün sayıları 500 milyonu aştı. Evangelizmin önlenemeyen yükselişi bu hızla devam ettiği taktirde yakın bir gelecekte Hıristiyan’ların tamamı bu yeni mezhebi kabul edecek. Evangelistler Müslümanları düşman olarak kabul ediyor ve onları yeryüzünden kazımayı amaçlıyorlar. Dünyanın tek süper gücü olan ABD’nin başkanlık koltuğunda da bir Evangelist oturuyor. 40 yaşına kadar bir alkolik olan George W. Bush Evangelist papazların telkinleriyle alkolü bırakmış ve yeniden hayata dönmüş biri olarak yaşamının her anında bu mezhebin öngördüğü şekilde yaşıyor planlarını, hedeflerini Evangelizme göre yapıyor. Evangelizm bugün beyaz sarayın gizli dini haline gelmiştir. Bush’u Afganistan’a yönelten, Irak’a saldırmasını teşvik edenlerde Evangelistlerdir.
Camilerin bombalandığı, minarelerin yıkıldığı Bağdat’ta Evangelist kiliselerden çan sesleri yayılıyor. Bush’un direktiflerine göre her gün yeni bir kilisenin açıldığı Irak’ta Bush mezhebini yayıyor. Misyonerlik faaliyetlerini engel tanımadan yürüten Evangelistlerin çalışma metotları, gizli eylemleri, misyonerliğin dünü ve bugünü Türkiye’deki misyoner faaliyetleri, gizli belgeler, Evangelizm-siyonizim işbirliği, bu işbirliğinin hedefindeki Armageddon Savaşı, Gerçek Furkan’ın içyüzü, BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) un gizli amaçları gazeteci yazar Kemal Akamaral’ın uzun süreli ve titiz çalışmasıyla gözler önüne seriliyor. 100’ün üzerinde yerli ve yabancı kaynaktan referans alınarak oluşturulan “Ben Bush, Evangelist Bush” adlı araştırma Kemal Akmaral’ın 5. kitabı.
EVANGELİST BUSH’UN GERÇEK YÜZÜ
Sözde stratejik müttefikimiz ABD’nin gerek ulusal gerek uluslararası politikalarını etkileyenlerin Türkiye ve Ortadoğu coğrafyasına nasıl baktıkları, araştırmacı gazeteci yazar Kemal Akmaral’ın son kitabıyla gözler önüne seriliyor. Beyaz Saray’ın gizli dini haline gelen Evangelizm’in, esasları, Evangelistlerin amaçları, faaliyetleri ve BOP’un gizli kodlarıyla, Türkiye üzerine oynanan oyunlar “Ben Bush, Evangelist Bush” adlı bu kitapla gün ışığına çıkıyor.

ABD’nin Evangelistleşme sürecinde yükselen Amerikan fanatizmine dikkat çekilirken, bu sürecin geleceği şu şekilde değerlendiriliyor: Dünyanın bir gün tamamen Evangelist olması için Müslüman topraklarına da girilmesi şarttı. Bu şartın yerine getirilmesinden bir sonraki aşamada ise bütün Musevilerin, İsrail'e dönerek, Evangelist olup yeni bir dönemi başlatmaları ütopyası yatıyordu. Bu ütopya uğruna çeşitli planlar, projeler yaptılar, politikalar belirlediler. Gücün her türlüsünü ellerine geçirdikten sonra, gizlenme gereği duymadan açıktan açığa sürdürdükleri faaliyetlerine hız verdiler.
Evangelistler Amerika'yı tamamen ele geçirdikten sonra sıra asıl hedeflerine, dünyayı Evangelistleştirmeye gelmişti. Bu uğurda, ellerine geçirdikleri bütün fırsatlardan yararlandılar, hatta çoğu kez fırsatları kendileri yarattılar. Onlara göre, kendilerini Armageddon Savaşı’na götürecek süreç başlamıştı. Dünyayı ateşe atmak pahasına sürecin kısaltılması gerekiyordu. Bu da onların inanışına göre durdurulamaz bir dönemin başladığını ifade ediyordu.
Afganistan Operasyonu ve Irak Savaşı’na bu çerçeveden bakıldığında, söz konusu ABD operasyonlarının aslında hiç de görüldüğü gibi terörle mücadele etmek veya kitle imha silahlarını yok etmek için değil, ardında birçok dini etken olan planlı bir operasyonlar zincirinin halkaları olduğu görülecektir.
Çevremizde olup bitenlerin bir değerlendirilmesi yapıldığında, 11 Eylül saldırılanın ardından George W. Bush’un yaptığı konuşma sırasında, telaffuz ettiği “Haçlı Seferleri başlıyor...” şeklindeki sözleri aslında dil sürçmesi değil, bilinç altındaki gerçek fikrini ağzından kaçırması olarak karşımıza gelecektir.
Nasıl olmuşsa, olmuş nereden geldiği belli olmayan iki uçak New York’un göz bebeği İkiz Kuleleri yerle bir etmişti. Uçakların kulelere çarpmasıyla birlikte birbirinin ardı sıra meydana gelen patlamalarla başlayan yangın her iki binayı da birkaç saat içinde kül yığını haline getirmişti. Korkunç yangın betonların içindeki çelikler gibi çarpan uçakları da eritmişti. Saldırı sonucu her şeyin yanıp kül olduğu kulelerin külleri arasında CIA ile birlikte araştırma yapan FBI görevlileri büyük bir ustalık ve maharetle saldırganların pasaportlarını sapa sağlam bir şekilde buluvermişlerdi. Aslında biraz daha uğraşsalar saldırganların parmak izlerini de bulabilirlerdi.
Ardından listeler halinde saldırganların isimleri açıklandı. Hepsinin ortak noktası, Müslüman olmalarıydı. Böylece sıra saldırının “İslami Terör” işi olduğunu açıklamaya ve Haçlı Seferleri’ni başlatmaya gelmişti. Aslında Haçlı Seferleri, aylar önce Bush’un seçim kampanyası döneminde başlamıştı. Evangelistler, onu desteklemek için ülke çapında düzenledikleri propaganda turlarına “Hıristiyan Seferleri” adını takmışlardı. Destekçilerinin düzenlediği Hıristiyan Seferleri sayesinde başkanlık koltuğuna oturan Bush’un adını “İslami Terör” koyduğu uluslararası terörle mücadeleye ilişkin konuşma sırasında ağzından “Haçlı Seferleri” sözlerini kaçırmasından daha doğal ne olabilirdi ki?
Kimilerine göre ‘gaf’ kimilerine göre ise ‘dil sürçmesi’ olan bu sözler, aslında birilerine “mesaj” olarak gönderilmişti. Armageddoncu Evangelistler, bu mesajı almış sonunda diledikleri gibi “yol gösterici” bir Başkan’ a kavuştukları için dua etmeye başlamışlardı. Çünkü başlangıçta Afganistan’a düzenlenecek Haçlı Seferleri orada sona ermeyecek, Irak, İran, Suriye derken Ortadoğu ve Avrasya’ da ki bütün Türk ve İslam coğrafyasını kapsayacaktı.
Afganistan’dan sonra gözler Irak’a çevrildiğinde bu kez gaf yapma sırası Pentagon’ a gelmişti. Birleşmiş Milletler Silah Denetçileri’nin “Irak’ta kitle imha silahı yok” demelerine aldırış etmeyen Bush ve çevresindekiler, sözde bölgeyi kitle imha silahı tehdidinden, Irak’ı da Saddam’ın baskı ve zulmünden kurtarmak için düğmeye bastılar. Irak’a özgürlük, barış ve demokrasi götürmek amacıyla başlatılan harekata Pentagon tarafından konulan isim, bu harekatın gerçek amacını ortaya koyuyordu. Çünkü harekatın adı “Code name;OIL” olarak belirlenmişti. Türkçe’si kod adı;Petrol olan bu harekatın amacı sizce ne olabilirdi ki?
Pentagon’ un “Code name;OIL” şeklindeki şifresi basına sızdığında savaş karşıtları başta olmak üzere çeşitli grupların eleştiri yağmurlarına tutulan şahinler buna da bir açıklama bulmuşlardı. “OIL”, petrol değil, Irak’ı Özgürleştirme Operasyonu’ nun İngilizce’ si olan “Operation Iraq Liberation” sözlerinin baş harflerinin kısaltılmasından meydana gelen bir şifreydi.
Armageddoncu Evangelistlerin ve destekledikleri Bush’un yaptıkları, düşündükleri, yapmak istedikleri ve kafasından geçenlerin tamamının altında yatan iki farklı gerçek var. Biri görünürde olan diğeri ise içinde çok farklı ve tehlikeli amaçlar barındıran gerçekler.
Araştırmacı, gazeteci yazar Kemal Akmaral, “Ben Bush, Evangelist Bush” adlı kitabı hakkında şunları ifade ediyor: “Bu kitapta bu gerçeklerin nasıl üzerinin örtülmeye çalışıldığını görecek; maskesi kaldırılınca BOP başta olmak üzere coğrafyamızda yapılanların, yapılacakların hangi amaç ve gayeye hizmet ettiğini anlayacaksınız. BOP‘un yanı sıra, NATO’nun yeni konsepti ve bölgemizdeki işgaller de Evangelist Bush’un, “Armageddon Savaşı inancı” doğrultusunda oluşturulmuş Haçlı Seferleri projesidir. Bu savaş öncesinde İsrail’in, genişleyerek “Büyük İsrail” haline geleceğine inanılmaktadır. Ancak "Şer üçgeni” oldukları iddia edilen Irak, Suriye ve İran’ın bu hedefe engel olacakları düşünülmekte, bu sebeple de proje öncesi bu üç ülke yok edilmek istenmektedir.”
Onların sayıları son 50 yılda 120 kat arttı,
Onlara her gün yaklaşık 52 bin kişi katılıyor,
Onlar, kendilerinin “kurtarılmış” olarak yeniden doğduğuna inanıyorlar,
Onlara göre, İsa Mesih’in mensubu olduğu bütün dünyadaki İsrailoğulları, bu günkü İsrail’den daha etkin ve geniş topraklara sahip bir İsrail devletinde toplanmalıdır.
Onlara göre, bütün Mezopotamya’yı kaplayacak olan bu devletin sınırları, “Kutsal Topraklar” üzerinde tek bir Müslüman kalmayacak şekilde çizilecektir.
Onlar, Ortadoğu’yu Armageddon’a giden yolun kapısı, Türkiye’yi ise bu kapının kilidi olarak kabul ediyorlar,
Onlar, “Amerika’yı yöneten, dünyayı yönetir” görüşünde birleşiyorlar,
Onlardan biri, bugün Beyaz Saray’da başkanlık koltuğunda oturuyor.
O, da kendisini "Tanrı'nın kelamını dünyaya getiren adam"; WASP diye bilinen beyaz Anglo-Sakson, Protestan Amerikalıları da "Tanrı'nın seçtiği halk" olarak tanımlıyor.

Onun adı; George W. Bush, Evangelist Bush...

HYML
06-23-2006, 08:46 AM

"Beyaz Sarayin Gizli Dini Evanjelizm"

Evanjelizm ile Vatikan arasındaki sorun ne?



Özellikle Bush’un Ortadoğu’da uyguladığı politikalar bu konuyu daha da önemli kılıyor. Evanjizmin artık pek çok alanda tartışmaya başlandı ve geleceği konusunda yorumlar yapılmaya devam ediliyor. Beyaz Saray’ın Gizli Dini Evanjelizm” kitabının yazarı İsmail Vural, Yeni Asya gazetesi muhabiri Hasan Hüseyin kemal'in konuyla ilgili sorularını yanıtladı:
Evanjelizm kavramını biraz açıklar mısınız?

Kelimenin kaynağı Yunanca iyi haber veya genel olarak ‘asıl gerçek’ anlamına gelen evangelion’dan gelmektedir. Evanjelizm, sözlük anlamı yönünden, Kutsal Kitap’a yönelmek, dönmek anlamını taşır. Evanjelizm terimi farklı Protestan grupları tanımlamak için kullanılmaktadır. Esasen dinî olarak ilk kullanımı, M. Luther’in kurduğu Protestan kilisenin adıdır. Bugün hâlâ Almanya’da Lutheryen Kiliseler için Evanjelik Kilise terimi kullanılmaktadır. Tarihî süreç olarak 1600-1700’lerde başlayan Protestanların ayrışması—Bu süreç bizdeki gibi mezhep ayrılığı anlamına gelmemektedir. Hıristiyanlıktaki mezhepler neredeyse kendi başlarına bir din gibidir—papaya, kiliseye bir başkaldırıdır. Dinin bireysel olarak yaşanması gerektiğini söyleyen bir harekettir. İnsanların inanışları üzerinden kurumsal baskıyı kaldırmayı amaç edinir.

İncil’in İngilizceye çevrilmesi ile İngiltere içerisinde oluşan Protestan hareketin yeni bir cemaat/mezhep kimliğini ortaya çıkardığını görüyoruz: Püritenler. Daha sonra bu inanışın İngiltere de gelişme süreci var. Hatta nüfuzları bir dönem o kadar genişliyor ki siyaseten ülke yönetiminde söz sahibi oluyorlar. Döneminde etkin bir Püriten olan Cromwell kraliyet ailesi soyundan gelmemesine rağmen ülkeyi yönetir güce sahip olmuş.

Püritenleri biraz daha açar mısınız?

Protestanlığın alt kolu diyebiliriz. Protestanlığın yayıldığı her coğrafyada farklı isimlerde mezheplere dönüştüğünü görebiliyoruz.

Protestanlar Katoliklere karşı mıdır?

Protestanlar Katolikleri Hıristiyan saymazlar. Çünkü onlar Protestanlara göre ‘gerçek öğreti’ye bir nevi ihanet etmişlerdir. Dinde olmayan kurumlar, statüler ve tabiî olarak statüko getirmişlerdir.

Bu çatışma aynı etkiyle devam ediyor mu?

Evet ediyor. Bunu kitabımdaki protestan din büyüklerinin anlatımlarından görebiliriz. Papa meselâ Irak müdahalesine karşı çıktığında, Evanjelik liderlerden “Deccal”ın gelişine az zaman kaldığı vurgusu yapılıyor, çünkü onlara göre deccal barış üzerine birleşecek..

Evanjeliklerin tarihî sürecine dönersek…

İngiltere’de püritenler değer kaybetmeye başlayınca kimisi Hollanda’ya, kimisi de Amerika’ya gidiyor. Amerika’ya gidenlerin Eski Ahit’in ifadelerinden etkilenerek, Amerika topraklarını “vaad edilmiş toprak,” kendilerini Tanrı’nın seçilmiş insanları, Kızılderilileri de Kenan halkı olarak tanımlamaya başladıklarını ve inançlarından kaynaklanan doğal hakları(!) olarak da Kızılderili katliamı yaptıklarını kayıtlardan görebiliyoruz.

Esasen Kitab-ı Mukaddes iki bölümden oluşur. Bir Yeni Ahit denilen İncil, bir diğeri de Eski Ahit olarak tanımlanan Tevrat. Tabiî bunlar bizim inandığımız mânâda İlâhî kitaplar değil. Değişik zamanlarda yaşamış din büyüklerinin anlatımı ile oluşmuş hikâyeler bir çeşit.

Evanjelikler daha çok birinci bölümü dikkate alırlar. Ve orada neler yazılıysa kelimesi kelimesine gerçekleşeceğini var sayarlar. Bir örnek verecek olursak Yahudilerin topraklarına dönüşlerinin tasvir edildiği metinde, Yahudilerin siyah kuşlara binecekleri yazılıdır. Evanjelikler de Yahudileri kutsal saydıkları topraklarına gönderirken siyaha boyanmış uçaklarla göndermişlerdir.

Peki Katolikler Eskiahit, Yeniahit ayrımı yapıyorlar mı?

Az önce söylediğim gibi, Hıristiyan âleminde (Katolik, Protestan, vs.) mezhep fark etmeksizin Kitab-ı Mukaddes iki bölümden oluşur. Bir farkla ki Katoliklerde bir Yahudi düşmanlığı vardır. Bunun sebebi de bilindiği gibi Hz. İsa’yı çarmıha gerenlerin Yahudi olduğu inanışıdır.

Irak’ta olduğu gibi, Kızılderilileri de öldürürken aynı gerekçeyi kullanıyorlar. Burada sırf bir inançtan çok, inancı farklı dünyevî emelleri için, çıkarları için kullanmaları yok mu?

Amerika demokrasiden bahsediyor. Ancak Irak’ta yaptığı cinayetler ortada. Yaptığı işin mantığı çok basit, kendilerini seçilmiş ırk olarak görüyorlar. Müslümanları da veya diğer dünya halklarını da kendilerine tâbi olmadıkları ve kendileri gibi olmadıkları için insan statüsünde görmüyorlar. Yani tipik “öteki” sendromu. Kendisinden olmayan karşı taraftandır.

Dinin ideolojileştirilmesiyle arî ırkın (Yunan, Avrupa’nın dayandığı ırk) diğer insanlara olan sorumluluğu ortadan kalkmış oluyor. Sorumluluk ancak kendi insanlarına işlemeye başlıyor.

Protestanlığın içinde de bir muhafazakârlık yok mu? Nasıl muhafazakârlaşmış?

1907’li yıllarda lafzî yorumların etkisiyle bir kıyamet inanışı ortaya çıkıyor ve bir gruplaşma oluyor. Lafzî yorum derken, bir metinde telmihler vardır, benzetmeler vardır, kapalı anlatımlar vardır. Her ilâhî kitabın bir “dili” vardır. Orada yazılanı kelime kelime yüzeysel algılamaya çalışırsanız farklı anlamlar çıkarabilirsiniz. Misal Eski Ahit’te, Yahudilerin topraklarına geri dönüşü “siyah kuşlara binerek” tasvir ediliyorsa, İsrail’in kuruluşundan o topraklara taşınan Yahudiler’in siyaha boyanmış uçaklarla götürülmesi gibi…

Kurallara karşı gelen protestanlığın göbeğinde kıyamet anlayışlı bir muhafazakârlık gelişmeye başlıyor. Siyonizmi benimsemiş Hıristiyanlık bir tehlike oluşturmaya başlıyor.

Yahudilerin kıyamete yaklaşıldığında bir mesih beklentisi var, ancak bu Hz. İsa değildir. Evanjeliklerin inanışına göre Mesih olan Hz. İsa’nın ilk gelişinde Yahudiler kısmetlerini reddettiler. İkinci gelişinde ise Yahudilerin bazıları Hz. İsa’nın mesih olduğuna kanaat getirecekler ve deccalla savaşta bizim yanımızda olacaklar, diyorlar.

Evanjelikler, Kitab-ı Mukaddes’in bazı bölümlerini, İsrail’deki Megiddo Ovasında yapılacak olan son büyük savaşı önceden bildirdiği şeklinde yorumlamaktadırlar. Mezkûr savaş Kitab-ı Mukaddes’te İbranice Armagedon diye geçmektedir. Armagedon ‘Megiddo Tepesi’ anlamına gelmektedir. Yani bu savaş bugünkü İsrail’deki Megiddo Ovasında gerçekleşecektir. Armagedon ancak ve ancak Yahudilerin bir millet olarak Vaadedilmiş Topraklar’daki bu topraklar Fırat ve Dicle havzasını da kapsamaktadır, yeniden bir araya gelmelerinden sonra gerçekleşecektir. ‘Milenyalist’ olarak adlandırılan bu mitsel doktrin diğer bazı kiliseler tarafından da kabul edilmektedir. Milenyalist doktrine göre Kitab-ı Mukaddes’te bu savaşın iki binli yıllarda olacağına dair işaretler bulunmaktadır. Diğer yandan, Mesih bu savaşta gökyüzünden inecek ve Deccal’ı Armagedon’da öldürecektir. Bundan sonra krallığını kuracak ve rivayet odur ki en az 1000 yıl sürecek bir barış dönemi başlayacaktır. Bir nevi Cennet tanımlaması yani. Fundamentalist Hıristiyanların İsrail’e olan yakın ilgileri Mesih’in ikinci kez dünyaya gelişine yol açacak olan bu savaşı bir an önce yerine getirmek için aracı olacaklarına dair inançlarından kaynaklanmaktadır.
==komando== is offline ==komando== isimli üyenin yazdığı bu Mesajı değerlendirin.   Alıntı ile Cevapla
 

Etiketler
evanjelistler, kiyametin, taseronu


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 18:55.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.