![]() |
#1 |
![]()
[25 Cm]
Adamın biri bara girmiş.. Üç duble viski içtikten sonra barmene - Ödeyecek param yok, Ama cebimde 25 santimlik bir piyanist var.Sana istediğin herşeyi çalabilir.. - Hadi ordan sarhoş demiş, barmen. Adam elini cebine atmış. Çıkarmış 25 santim boyunda bir piyanist. Piyanosu da önünde.. Barmen şaşkın. - Türk marşı, diyebilmiş. Bir döktürmüş 25 santimlik piyanist, Mozart'ı.. - Bu nasıl iş, demiş. Barmen hala şaşkınlık içinde.. - Hurdalıkta bir lamba buldum, bin yıllık.. Parlatmak için ovarken içinden bir cin çıktı. Bin yaşında. Çökmüş. Kulakları da zor duyuyor. Elini öbür cebine atmış, bir eski lamba çıkarmış. Barmen'in önüne koymuş. - Ovala ve dilek dile, diye. Barmen ovalamış lambayı. Hakikaten bir ihtiyar, ayakta zor duran cin. Bir eli kulağında ; - Haa Hii.. deyip duruyor. - Burada bu sigara dumanı ve içki kokuları arasında, iki ciğerim de perişan hale geldi. Bana iki yeni ciğer, demiş barmen.. Hooop!.. Barın başında, pos bıyıkları , kocaman şapkaları, yeşil kırmızı kılıkları ile iki Yeniçeri. - Ama ben yeniçeri değil, yeni ciğer istemiştim, demiş barmen.. Adam atlamış hemen ; - Yaa ben 25 santimlik piyanist mi istedim sanıyorsun ? [Albaşı] Çavuşluk sınavında bütün sorulara iyi kötü cevap veren Recep'e, albay da bir soru sormak ister: -Oğlum, rütbeleri asttan üste doğru bir saysana? Cevap hemen gelir: -Onbaşı, yüzbaşı, binbaşı, yarbaşı, albaşı... [Andrea Doria] Osmanlı donanmasıyla Venedik donanması arasında savaş çıkmış. Venedik donanmasının komutanı Andrea Doria imiş. Gözcü Osmanlı donanmasının yaklaştığını fark edince hemen Andrea Doria'ya haber vermiş: -Osmanlı yaklaşıyoor. Andrea Doria sormuş: -Kaç gemi var? Gözcü: -10-20 kadar. Komutan hemen emir erini çağırmış: Oğlum bana hemen kırmızı gömleğimi getir. Emireri şaşırmış: - Niçin komutanım? Andrea Doria: - Savaşırken yaralanacağız. Kan izi belli olmasın ve de askerlerin cesareti kırılmasın diye... Bu arada gözcüden yine ses gelmiş: -Efendim 50 kadar oldular. Andrea Doria heyecanlanmış ve emir erine tekrar seslenmiş: -Gömleği boş ver. Sen bana kahverengi pantolonumu getir.. [Denize girmek Yasak !] Bir grup İngiliz, Amerikan ve Türk gemiyle yolculuk ediyorlarmış. Birden şiddetli bir fırtına kopmuş. Geminin batacağını anlayan kaptan hemen yolculara koşup gemiyi boşaltmalarını istemiş. Fakat kimse buna inanmayarak kendini denize atmayı kabul etmemiş. Bir süre sonra bütün yolcuların ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu gören kaptan hemen bir tayfasını çağırmış. - Git bir de sen dene onları gemiden atlamaya ikna etmeyi, demiş. Tayfa gitmiş ve kısa bir süre sonra geri dönmüş. Kaptan merakla sormuş: - Eee, noldu? - Hepsi atladılar efendim. Kaptan çok şaşırmış: - Nasıl olur, daha demin kıllarını bile kıpırdatmamışlardı. Ne dedin onlara? - Çok kolay. İngilizlere, Sizin gibi soylu insanlar batmak üzere olan bir gemide olmamalılar, dedim. Amerikalılara, deniz suyunun insan vücudu için çok faydalı olduğunu söyledim. - Peki ya Türklere ne dedin? - Onlara da, Denize girmek yasak! dedim. [Boru Yetmedi] Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 metre kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar. Kimyacı ; - Adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış. Fizikçi ; - Adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş. Jeolog ; - Burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanin taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangin olasılığını azaltmayı amaçlamış. Matematikçi ; - Sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış. Antropolog ; - Adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş. Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar, Adam cevap verir: - Boru yetmedi. [Yıl dönümü] Ünlü diş hekimi Sam ve eşi 50. evlilik yıldönümlerini kutluyorlardı. Sam birden eşine bir soru sordu : - Sevgilim, bu elli yıl içinde beni hiç aldattın mı? - O da nerden çıktı? diye sinirlendi eşi, cevabı öğrenmek istemezsin herhalde" dedi. - İsterim dedi Sam. Lütfen anlat. - Madem öğrenmek istiyorsun, evet, seni üç kez aldattım diye cevap verdi eşi. - Kimlerdi bunlar? diye sordu Sam. - İlki diye anlatmaya başladı eşi hani sen 30 yaşındaydın ve kendi kliniğini kurmak istiyordun da hiçbir banka sana kredi açmıyordu. Sonra bir banka müdürü eve geldi; hiçbir şey sormadan tüm kağıtları imzaladı ve sen en modern aletlerle kliniğini açabildin... - Canım benim. Benim için kendini feda ettin demek. Benim sevgili karıcığım dedi Sam. Peki ikincisi? - Hani 50 yaşında kalp krizi geçirmiştin ya, kritik bir by-pass ameliyatı olman gerekiyordu, hiçbir doktor o cesareti gösteremiyordu. Her an ölebilirdin. Dr. Halery onca yoldan kalktı geldi, ameliyatını yaptı. Sen hayata döndün dedi eşi. - Ah benim sevgili karım. Hayatımı kurtarmak için kendini bir kez daha feda ettin, öyle mi? Peki üçüncü aldatışın? - Hatırlıyor musun, yıllar önce diş hekimleri odası başkanı olmak istemiştin de 247 oy eksikti... |
|
![]() |
![]() |
![]() |
Etiketler |
albasi, andrea, denize, doria, girmek |
|
|