![]() |
#31 |
![]() "Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler gelir, başka komutanlar hâkim olabilir" 25 Nisan 1915 / Conkbayırı / Mustafa Kemal "Benimle beraber burada muharebe eden askerler kesin olarak bilmelidir ki, bize verilen namus görevini eksiksiz yapmak için bir adım geri gitmek yoktur. Uyku, dinlenme aramanın, bu dinlenmeden yalnız bizim değil, bütün milletimizin sonsuza kadar mahrum kalmasına sebep olacağını hepnize hatırlatırım." 3 Mayıs 1915 / Arıburnu / Mustafa Kemal "İngiltere Harbiye Bakanlığına, Niçin geriye çekildiğimizi soruyorsunuz, bütün gerçeği tüm açıklığı ile size bildirmek isterim. Çok cesur muharebe eden, en iyi sevk ve idare edilen asil Türk Ordusunun ve Albay Mustafa Kemal gibi dahi bir komutanın karşısında bulunuyoruz. Bunu hiçbir zaman unutmayalım." General Hamilton Çanakkale İngiliz Başkomutanı 17 Ağustos 1915
__________________
Msn İRTİßaT !...KeşKe ßu kadar ßüyük Sevdirmeseydin Kendini...! |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#32 |
|
![]() 57. ALAY 57. ALAY, Çanakkale Savaşları'nda ve Türk Toprağı'nın savunulmasında büyük bir öneme sahiptir. Göğüs göğüse çarpışmaların yaşandığı ve Atatürk'ün de 57. ALAY'a hitabı da söz konusudur: "Onlar mukaddes vatan toprakları için canlarını seve seve vermişler, Çanakkale Savaşları'nın kaderini değiştirmişlerdir. Burada geçen her saniye, kullanılan her an, ölen her nefer Türk vatan ve milletinin mukadderatını çizmiştir. Kara savaşlarına katılan ilk birlik olan 57. ALAY vatan sevgisinin ne olduğunu insanlığa göstermiştir. Bu kahraman Alayı hayranlık, minnet ve rahmetle anıyorum..." Mustafa Kemal ATATÜRK 57. ALAY ŞEHİTLİĞİ'NDE İLGİNİZİ ÇEKECEK BİR OLAY Bu şehitlik yapılırken, toprak altında kalmış siperlerden birinde, birbirlerine sarılmış iki subay iskeleti bulunmuştur. Toprak içinde bulunan künye ve muskadan, birisinin 57. ALAY 6. Bölük Komutanı Erzincanlı Üsteğmen Mustafa Asım'a, diğer subayın İngiliz Kolordusundan Yüzbaşı L. J. Woiterse ait olduğu anlaşılmıştır. İskeletler muska ve künye aynı yere gömülmüş bulunan İngiliz ve Osmanlı mermileri ilgililere tespit edilmiştir. Bu iki kahramanın 26 Nisan 1915 günü siperlerde boğuşurken öldüğü anlaşılmıştır. Allah Rahmet eylesin, toprakları bol olsun... ( Güzel Sanatlar Genel Müdürü, Çanakkale, 25 Ekim 1992 )
__________________
Msn İRTİßaT !...KeşKe ßu kadar ßüyük Sevdirmeseydin Kendini...! |
![]() |
![]() |
![]() |
#33 |
|
![]() ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE ![]() Şu boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi, - Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya - Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya. Ne hayâsızca tahaşşüt ki ufuklar kapalı! Nerde - gösterdi vahşetle "bu, bir Avrupalı" Dedirir - yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi, Varsa gelmiş, açılıp mahpesi, yahut kafesi! Eski Dünya, yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer, Kanıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer. Yedi iklimi cihanın duruyor karşısında; Ostralya'yla beraber bakıyorsun; Kanada! Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk, Sâde bir hadise var ortada: Vahşetler denk. Kimi Hindû, kimi Yamyam, kimi bilmem ne belâ... Hani tâûna da zuldür bu rezil istilâ... Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-u asîl, Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil, Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına; Döktü karnındaki esrarı hayâsızcasına, Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz... Medeniyet denilen kahpe, hakikat yüzsüz. Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb, Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab. Öteden şâikalar parçalıyor âfakı; Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı, Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin, Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin. Yerin altında Cehennem gibi binlerce lâğam; Atılan her lâğamın yaktığı yüzlerce adam. Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer; O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaz-ı beşer... Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak; Boşanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak. Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmert eller, Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller. Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere. Sürü halinde gezerken sayısız tayyare. Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat liman? Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm? Çünkü te'sis-i ilâhi o metin istihkâm. Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler, Beşerin azmini tevkif edemez sun-u beşer Top tüfekten daha sık gülle, yağan mermiler... Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler. Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından; Ne göğüslerde Hüdâ'nın ebedî serhaddi; "O benim sun-u bedîim, onu çiğnetme" dedi. ÂSIM'ın nesli... Diyordum ya... Nesilmiş gerçek; İşte çiğnetmedi nâmusunu , çiğnetmeyecek. Şühedâ gövdesi, bir baksana dağlar taşlar, O rükû olmasa, dünyada eğilmez başlar, Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor, Bir HİLÂL uğruna, yâ RAB, ne güneşler batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker! Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor TEVHİD'i... BEDR'in aslanları ancak bu kadar şanlı idi. Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? "Gömelim gel seni tarihe" desem sığmazsın. Her ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitap... Seni ancak ebediyetler eder istiâb. "Bu, taşındır" diyerek KÂBE'yi diksem başına; Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına; Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namiyle, Kanayan lâhdine çeksem bütün ecramiyle; Ebr-i nisanı açık türbene çatsam da tavan, Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsam oradan; Sen bu âvizenin altında bürünmüş kanına, Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına, Türbedârın gibi tâ haşre kadar bekletsem, Gündüzün fecr ile âvizeni lebrîz etsem; Tüllenen Mağribi, akşamları, sarsam yarana... Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana. Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini, Şarkın en sevgili sultanı SALÂHADDİN'i, Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran... Sen ki, İslâmı kuşatmış, boğuyorken hüsran, O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın, Sen ki, rûhunla beraber gezer ecramı adın; Sen ki, âsâra gömülsen taşacaksın... Heyhat! Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat... Ey şehit oğlu, şehit, isteme benden makber, Sana âguşunu açmış duruyor PEYGAMBER? M. Akif ERSOY
__________________
Msn İRTİßaT !...KeşKe ßu kadar ßüyük Sevdirmeseydin Kendini...! |
![]() |
![]() |
![]() |
#34 |
|
![]() BİRLİK ![]() CEHENNEM OLSA GELEN, GÖĞSÜMÜZDE SÖNDÜRÜRÜZ, BU YOL Kİ HAK YOLUDUR, DÖNME BİLMEYİZ YÜRÜRÜZ, DÜŞER Mİ TEK TAŞI SANDIN HARİMİ NAMUSUN, MEĞER Kİ HARBE GİDEN SON NEFER ŞEHİT OLSUN. ŞU KARŞIMIZDAKİ MAHŞER KUDURSA, ÇILDIRSA, DENİZLER ORDU, BULUTLAR DONANMA YAĞDIRSA, BU ALTIMIZDAKİ YERDEN BÜTÜN YANARDAĞLAR TAŞIP DA KAPLASA ÂFAKI BİR KIZIL SARAR. DEĞİL Mİ CEPHEMİZİN SİNESİNDE İMAN BİR, SEVİNME BİR, ACI BİR, GAYE AYNI, VİCDAN BİR, DEĞİL Mİ ORTADA BİR SİNE ÇARPIYOR, YILMAZ, CİHAN YIKILSA EMİN OL BU CEPHE SARSILMAZ. M. Akif ERSOY
__________________
Msn İRTİßaT !...KeşKe ßu kadar ßüyük Sevdirmeseydin Kendini...! |
![]() |
![]() |
![]() |
Etiketler |
olmezbizler, sehitler, surece, yasattigimiz |
|
|