![]() |
#1 |
1993 Yilinda Mehmetçiğe Yapilan Hain Pusu (yaşayanlar Anlatiyor))!!
HAİN PUSU
> 27.05.1993. Malatya'dan iki sivil minibüse biniyorlar. Hepsi sivil giysili. > Üniforma ve postalları çantalarında. Hiçbirinde silah yok, kendilerine > refakat eden tek bir askeri personel de. Saat 18.00. Bingöl'e 10 kilometre > var. Dağlık, dar bir yol. Birden silah sesleri yankılanıyor. İlk virajı > geçtiklerinde, 50 PKK'lının karşı yönden gelen Bingöl Tur'a ait bir > otobüsü durdurup, çoğunluğu terhis olmuş ya da dağıtıma giden sivil > erlerden oluşan 50 yolcuyu esir aldığını görüyorlar. Şoföre bağırırlar; > 'Geri dön!' Şoför oralı olmaz. Zaten 4 saatlik yolda 3 mola vermiş... > Otobüsün kapısını, 'Orada ben yoktum' diyen Şemdin Sakık, o zamanki adıyla > 'Parmaksız Zeki' açıyor. > > OSMAN PARTAL ANLATIYOR > > Trabzonluyum. İki midibüsteki toplam 50 askerden biriydim. Van-Özalp'taki > birliğime gidiyordum. Yol boyunca gereksiz molalar veren şoför bir ara > lastik patladığını söyleyip durdu. Lastiğin patlamadığını, krikoya > dokunmadığını gördüm. Aksın altına girdiğinde birileriyle konuşma > yaptığını duydum. Galiba telsizle konuşuyordu. Şemdin Sakık, şimdi > Hürriyet'te yayımlanan açıklamalarında 'Eylem planlanırken buradan > askerlerin geleceğini bilmiyorduk' diyor. Yalan söylüyor. Çünkü ilk > otobüsün en ön koltuğunda oturuyordum. Yolumuzu kestiklerinde şoförün > kapısını bizzat Sakık açtı. Toprak rengi üniforması vardı üzerinde, aynı > renk kasketi ters takmıştı. Omuzundaki tüfeğin namlusu yere bakıyordu. > Şoföre, diğer otobüsün nerede olduğunu sordu. 'Arkada, geliyor' cevabını > aldı. İki dakika sonra diğer otobüs düştü pusuya. Yani bizi bekliyorlardı. > > DOĞULU-BATILI DİYE AYIRDILAR > > Geceyarısına kadar teröristlerle yürüdük. Mola verildiğinde niçin > kaçırdıklarını, amaçlarını sorduk. 'TC ateşkes ilan edince, iki gün içinde > sizi serbest bırakacağız' dediler. Saat 01.00 sularıydı. Sakık'ı n > talimatıyla tek sıra olduk. Şemdin Sakık nereli olduğumuzu sorup, > Doğulu-Batılı diye bizi iki gruba ayırdı. Sakık, doğulu olmayan benim de > içinde olduğum 34 kişinin eğitim kampına götürülmesini söyledi. Dağda > koşar adım yürümeye başladık. Bize eşlik eden teröristler sürekli > değişiyordu. Toplam 300 kişiydiler. Bir köye gittik. Kapısını çaldıkları > evlerden başka teröristler çıkıp gruba katıldı. Kimi terörist evlere gidip > istirahat etti. Bir ahıra soktular bizi öldürmek için. Sonra vazgeçtiler. > Tekrar yürümeye başladık. Sabahı göremeyeceğimi düşünüyordum. Yıldızlara > son kez bakıp annemi, babamı, köyümü düşündüm. Bir ırmaktan geçerken su > içtik. Dağ yoluna çıktık. Davranışları sertleşti. Durdurdular. Saat 03.00 > sıralarıydı. Yolun kenarına dizilmemizi istediler. Kolkola girip > sıklaşmamızı istediler. Yanımdaki arkadaşıma 'Devrem bizi vuracaklar' > dedim. > > DEVREMİ ÖLÜ GÖRÜNCE BAYILDIM > > Tir tir titriyordum. Kalaşnikof, Bixi ve Kanvasların emniyetlerini > açtılar. Sonumuzun geldiğini anladım, kelimeyi şahadet getirip kendimi > yere attım. Taramaya başladılar. Dizime bir mermi isabet etti. Vurulanlar > üzerime düşüyordu. Kafamı koruyordum. Hepimizin öldüğünden emin olmak için > yüzlerce mermi yağdırdılar. Gittiklerini, seslerin uzaklaşmasından > anladım. Altı yedi arkadaşım sağdı henüz. Diğerleri paramparçaydı. Can > çekişenler, hırıldayanlar, ağlayanlar, inleyenler... Su istiyorlardı. > 'Anne, anne' diye bağırıyorlardı. Öldüğümü zannediyordum. Kendimi > çimdikledim, ölmemişim. Devremi beyni parçalanmış görünce bayılmışım. > > Bizi yan yana dizip 1570 mermi sıktılar > > Ayılınca şehit arkadaşlarımı sırt üstü çevirdim. Dokunduğum her uzuv > elimde kalıyordu. Beyin, ayak... Yardım aramak için yukarı doğru koşmaya > çalıştım. Kan kaybediyordum. Asfalta çıktım, bir kamyonla yakındaki Elmalı > Karakolu'na gittim. Olanları anlattığımda dinleyen jandarmalar ağlamaya > başladı. Helikopter, tanklar geldi. Şehitleri aldık. Olay yerinde 1570 > mermi kovanı bulundu. Yani silahsız erlerin herbiri için 50 mermi > kullanmışlardı... > > Şoför biliyordu > > ERKAN OMAY ANLATIYOR > > Adanalı hemşerim Mehmet Tura'yla Manisa-Kırkağaç'ta acemi eğitimimi > tamamladım. 24 Mayıs sabahı, jandarma komando olarak Siirt'teki > birliğimize gitmek üzere Malatya'dan iki sivil midibüse bindirildik. 50 > askerin hiçbirinde silah yoktu. Bizi koruyan refakatçı da. Bingöl'e 10 > kilometre kaldığını belirten tabelayı geçtik, ilk dönemeçte silah sesleri > duyduk. Saat 18.00'di. Karşı yönden gelen Bingöl Tur otobüsünü tarayan 50 > kadar PKK'lı, çoğunluğu bizim gibi asker olan yolcuları indirmişti. Şoföre > geri dönmesi için bağırdım. Duymazdan geldi. Zaten tuhaf şekilde, 4 saatte > 3 mola vermişti. Bizi indiren PKK'lılar 'Geleceğinizi biliyor, sizi > bekliyorduk' dedi. O sırada feryat figan, yaşlı bir adam çıktı > karanlıklardan. 'Oğluma ne yaptınız' diyordu. Adını söyleyince oğlunun > otobüslerde olmadığı anlaşıldı. Çok yaşlı olduğu için babaya dokunmadılar. > Geldiği gibi gitti. O baba sayesinde kurtulduk. Hepimizin öldüğü > sanılıyordu. Askere gidip sağ kalanlar olduğunu söylemeseydi teröristler > he pimizi öldürecekti. > > YANLIŞLIKLA 9 ŞEHİT DAHA > > Sürekli yürüyorduk. Ertesi gün 12.00'de silah seslerinden askerlerin > yaklaştığını anladım. Asıl harekat 16.00'da başladı. Sikorsky ve F-16'lar > uçuyordu tepemizde. PKK'lılar kazma kürek çıkarıp siper kazdı, kayalıklara > saklandı. > > Bizi hedef olarak ortada bıraktılar. Askerimiz, yanlışlıkla içimizdeki 9 > eri şehit etti bu yüzden. Müthiş bir yağmur vardı. Bizi kalkan olarak > kullanan Şemdin Sakık bir ara yanımıza geldi, sağ kaldığımızı görünce > şaşırdı. Teröristler geri çekiliyordu. 13 kişi kalmıştık. Kurşuna > dizilenlerin arasından kurtulan Osman Partal da aramızdaydı. Ellerimizi > çözmeyi başardık. Kaçmaya başladık. Karşılaştığımız birkaç teröriste 'Bizi > serbest bıraktılar' dedik. İnandılar. Birbirimizden ayrılmış, askerlerin > bulunduğu yöne koşuyorduk. Bulduğum bir dala beyaz mendil bağladım, bir > yandan bağırıyordum. Tükendiğim anda korucular ve askerlerden oluşan timle > karşılaştım. Mavi berelileri görünce ağlamaya başladım. Komutan 'PKK'lı > var mı içinizde?' diye sordu. Sonra sarılıp hepimizi tek tek öptü. Bingöl > Cezaevi'ndeki bir koğuşa götürdüler bizi. Elbiselerimizi değiştirdik. > Evlerimize telefon edebileceğimizi söylediler. Kafam durmuştu > yaşadıklarımdan sonra. Evin telefon numarası bir türlü aklıma gelm ediği > için arayamadım. > > ERKAN UMAY ANLATIYOR > > 10 kişilik yakın korumaları arasındaki, 'hemşire' diye hitap ettikleri > kadın bizimle alay etti. Sakık, 'Sorunumuz rütbelilerle, size bir şey > yapmayacağız' dedi. Her birimize nereli olduğumuzu sordu. Aramızda Denizli > ve Konya'dan olanlar çoğunluktaydı. Hemşerilerden oluşan timler daha > başarılı olur, tehlikelidir diye bir kenara ayırdılar. Şehit olan 33 > arkadaşımızın çoğunun bu iki ilden olmasının nedeni bu. Bu arada bir er > 'Ben Kürt'üm' deyince PKK'lı 'Kürt-Türk fark etmez. Asker askerdir. Biz > askere düşmanız' dedi. Tek sıra olmamızı istediler. En başta ben vardım. > Mehmet Tura 6'ncıydı. Yan yana olalım diye gittim, 7'nci oldum. 'Baştan 6 > kişi gelsin' dediler. Diğer sıralardan aldıkları 6'şar kişiyle bir grup > oluşturdular. 'Kolkola girin' deyip götürdüler. Arkadaşlarımız kolkola > ölüme gittiler. > > SİLAHLAR 10 DAKİKA HİÇ SUSMADI > > Derken yer gök Kalaşnikof cayırtısına boğuldu. Kalaşnikoflar 10 dakika > boyunca hiç susmadı. Mehmet'in bana son bakışını unutamıyorum. Sırada yer > değiştirmesem, onun önünde dursam beni götüreceklerdi, Mehmet ölmeyecekti. > Adana'da ticaret lisesinde sevdiği bir kız vardı. Terhis olur olmaz > evleneceklerdi. > > Askerin üniformasını çıkartıp kendisi giydi > > ERKAN OMAY ANLATIYOR > > Sayıları 150'yi bulan PKK'lıların silah tehditi altında yürümeye başladık. > Bir köyün alt tarafında durduk. 15 yaşındaki terörist '200 metreden > sigarayı bile vururum' diyerek böbürleniyordu. İçimizde komando olup > olmadığını sordu. Tişörtümde 'Kırkağaç-Komando' yazıyordu. Beyaz gömleğimi > çıkarmamı istediler.Devrem Konyalı Adnan Gebeş'in verdiği parkayı giyip, > bunu sakladım. Bu sırada teröristler el koydukları çantalarımızda bulunan > üniforma ve postallarımızı giydi. Türk askeri kılığına büründüler. > Ellerimizi sicimle bağladılar. Mehmet Tura'yla kaçmaya karar vermiştik. > Tuvalet bahanesiyle elimi çözdürdüm. O sırada korkunç suratlı bir terörist > gelip Kalaşnikofu ağzıma soktu. 'Bir daha kaçmayı aklından geçirirsen > beynini dağıtırım' dedi. Sabahın 02'sine kadar yürüdük. Elebaşı Şemdin > Sakık, Türk askeri üniforması giymiş, elindeki telsizle emir yağdırıyordu. > > Üstün başarılı işsiz > > Erkan Omay, Diyarbakır Askeri Hastanesi'nde bir hafta psikolojik tedavi > gördü. Hava değişiminden sonra havancı jandarma komando olarak Eruh'taki > birliğine katıldı. Sevkiyatın yine korumasız otobüslerle yapıldığını > görünce tepki gösterdi, birliğine uçakla gönderildi. Katıldığı > operasyonlarda çok sayıda üstün başarı belgesi aldı. Şu anda işsiz olan > Omay, 'En ufak bir şey olsun, askere gönüllü giderim' diyor. |
|
![]() |
![]() |
![]() |
Etiketler |
1993, hain, mehmetcige, yapilan, yilinda |
|
|