![]() |
#1 |
![]()
KIRK YAŞINDASIN
Rahmetini umarak Günahkar bir dille; Allah Azze ve celle Ya Rasulallah, Alemlere rahmet hayatın geçiyor kalbimizden, Kalbimizden seyrediyoruz seni. İşte Bir yaşındasın, Beni Sa’d yurdundasın Sana süt anne olmadı kadınlar, Bu yüzden dargın bulutlar, Bir damla yağmur indirmiyor. Kıtlık hüküm sürüyor beni sa’d yurdunda Minicik bir bulut var gökyüzünde Sana aşık... Ayrılmıyor başucundan Ve insanlar yağmur duasında... Hz. Halime kucağına alıyor seni, Yüzünde bir gölgelik... Seni güneşten korumak için. Oysa minicik bulut gökyüzünde Sana meftun, sana kilitli... Ve dua eden rahibin kucağındasın Dünyalar güzeli gözlerine bakıyor rahib. Kıtlığı da unutuyor, yağmuru da, duayı da. Ama sen unutmuyorsun Uğruna canlarımız feda o gözlerinle gökyüzüne bakıyorsun. O minicik bulut ilişiyor bakışlarına, Büyüyor, büyüyor Sonra nazlı nazlı yağmur damlaları iniyor buluttan Fakat çoğusu bilmiyor yağmurun geliş sebebini Çoğusu bilmiyor seni. Altı yaşındasın Medine-i Münevvere yolundasın. Yanında aziz annen ve Ümmü Eymen... Yetimliğini hissediyorsun baba kabristanında Sonra yolda, Ebva’da öksüzlük karşılıyor seni Mekke’ye annesiz giriyorsun Abdülmuttalip bir başka seviyor seni, Ebu talip bir başka seviyor. Ya Rasulallah! Mekke çocukları, annelerine seslenirler miydi senin yanında? Onlar anne deyince sen yere mi bakardın? Mekke rüzgarları kaç gece gözyaşlarını taşıdı Ebva’ya? Kaç gece anne diye hıçkırdın. Efendim, Vallahi senin yerine de anne dedik annemize! Ama hiçbir öksüzün Hiçbir yetimin yanında Ne anne dedik ne de baba! Yirmi beş yaşındasın... Ve bambaşkasın Kimse sana denk değil. Şefkat yayıyor kokun Güven veriyor sesin Sen Muhammed-ül Emin’sin. Ey Medine minberinde “Ümmetî Ümmetî” diye hüznü giyen sevgili! Ey Mekke mihrâbında Âlemler hesabına “ALLAH!” diyen sevgili! Bize lütf-u ilâhi bahşedilen kapına Diz çöktük beyat ettik; Rabbinden bize ne getirdiysen “amenna!” Duyduk, itaat ettik! İşte Kırk yaşındasın Hira Nur Dağındasın Cibril iniyor göklerden Ve nokta nokta her yerden Salat, selam yükseliyor. Sen, Kainatın yüreğinden hasretle kopan ahsın Karanlık gecelerimize sabahsın. Sen Nebiyyullahsın! Sen Habibullahsın! Sen Rasulullahsın! Esselamu aleyke ya Nebiyyallah! Esselamu aleyke Ya Habiballah Esselamü aleyke Ya Rasulallah! Niye incittiler ki seni sultanım? Niye işkence yaptılar ki sana? Ebu talip öldü diye mi bu pervasızca saldırılar. Himayesiz kaldın diye mi Kabedeki ağlayışın geliyor gözümüzün önüne, “Amca, yokluğunu ne çabuk hissettirdin” diyişin... Harem’de Namaz kılışın geliyor aklımıza Başına pislikler saçılıyor. Bin baş feda o mübarek başına... Nasipsizler sana bakıp nasılda gülüyorlar? Biri koşuyor Mekke sokaklarından sana doğru, Biri koşuyor ama sanki yere inmiş arş-ı âlâ “Bu koşan kimdir?” diye bir soru dolaşıyor boşlukta. Ve cevap veriyor biri: “Muhammed’in kızı Fatıma’tüz Zehra! Velîlerin Anası. Yüzünü gözünü siliyor biricik kızın Sana yeryüzünde en çok benzeyen, Gülmesi sen, ağlaması sen! “ağlama kızım”diyişin geliyor aklımıza Niye çıkardılar ki yurdundan seni? Himayesiz kaldın diye mi? Onlar bilmiyorlar mıydı seni himaye edeni! Seni yetim bulup barındıranı! Seni âlemlere Rahmet kılanı! Onlar deli diyorlardı sana, Sen susuyordun. Mecnun diyorlardı Şair diyorlardı Sen susuyordun “Seni bizim elimizden kim kurtaracak!” diyorlardı Sen Sen “ALLAH!” diyordun ALLAH! Azze ve Celle. Semayı haşyet kaplıyordu Sen “ALLAH!” diyordun Arş-ı ala titriyordu. Bedirde “Allah!” diyordun Üçbin melek iniyordu alaca atlarla O gün aslanların adı Hamzaydı, Ömerdi, Aliydi. Yüz yirmi beş bin sahabi “anam babam sana feda olsun ya rasulallah!” diyordu Ya Rasulalah Medine-i münevvere sokaklarında yürüyordun hani, Neccar oğullarının küçük kızları seni görünce Sevinçten ne yapacaklarını bilememişlerdi “Beni seviyor musunuz?” diye sormuştun onlara “Seni çok seviyoruz Ya Habiballah!” demişlerdi. Sen de; “Allah biliyor ki ben de sizi çok seviyorum!” demiştin. Bu gün yaşayan gençler var! Neccar oğullarının kızları değil belki Ama seni onlar da çok seviyor Göz yaşlarından belli ki seni canlarından çok seviyorlar. Senden başka kimseleri yok. Allah biliyor ki sen onları da çok seviyorsun. Atmış üç yaşındasın... Refîk-i âlâ duasındasın Senin için Siyah yünden cizgili bir cübbe dokunmuştu Kenarları beyazdı. Onu giyerek ashabının yanına çıkmıştın. Ve mübarek ellerini dizine vurarak: “Görüyor musunuz ne kadar güzel” demiştin Meclisinde bulunan biri sana seslenmişti: “Anam babam sana feda olsun Ya Rasulallah, onu bana ver” Niye istemişti ki senden!sevdiğini bile bile İstendiğinde katiyyen hayır demediğini bile bile! “Peki” dedin o zâta. Ve sen yine yamalı, eski cübbeni giydin. Dostuna kavuşmana bir hafta kalmıştı Aynı cübbeden yine diktiler Ama giyinmek nasip olmadı. Bir gün peşpeşe yedi defa bir muştuyu haber vermiştin; “Beni görüp de bana iman edenlere ne mutlu; Beni görmeyip de bana iman edenlere ne mutlu.” Haberler uçurmuştun Ebu Hureyre’nin diliyle: “Benden sonra öyle kimseler gelecek ki “Keşke Peygamber’i görseydik de ne malımız ne de evladımız olsaydı’ Diyecekler.” Ve Hz. Enes’le paylaşmıştın özlemini: “Beni görmedikleri halde bana iman eden kardeşlerimi Görmeyi çok isterdim.”buyurmuşsun. Sultanım, Gözlerinin beyazında kırmızılık olan sultanım! Biz gördük kardeşlerini Gözlerine bakınca seni hatırlatıyor, Senin hasretinle kan canağına dönüyor gözleri Sessizliği nakış nakış süslüyor hıçkırıkları. Ey Medine minberinde “Ümmetî Ümmetî” diye hüznü giyen sevgili! Ey Mekke mihrâbında Âlemler hesabına “ALLAH!” diyen sevgili! Bize lütf-u ilâhi bahşedilen kapına diz çöktük beyat ettik; Rabbinden bize ne getirdiysen “amenna!” Duyduk, itaat ettik! Ya Rasûlallah Sen hâlâ kırk yaşındasın Ve hâlâ ümmetinin başındasın Dursun Ali ERZİNCANLI |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#2 |
|
![]()
Paylaşım için teşekkürler...Elinize sağlık
__________________
Emeğe saygı için bir teşekkürü çok görmeyin:sad: |
![]() |
![]() |
![]() |
Etiketler |
kirk, yasindasin |
|
|