![]() |
#1 |
Uri Geller mucizesi - siz de onun gibi metalleri bükebilirsiniz
İsrailli Uri Geller, çatal ve kaşıkları bükmesiyle tüm dünyaca tanınmıştı. Ama onun asıl gücü, harita üzerinde sezgisiyle bulduğu maden ve petrol yatakları.
1970’li yıl*lar*da, U*ri Gel*ler’ kelimenin tam anlamıyla medyatikti, popülaritesi o kadar yüksekti ki, haftalık programını düzenlemeye üç sekreter yetişemiyordu. Küresel medyada yük*se*li*şi göz*ka*maş*tı*rı*cıy*dı. Ne mega film yıldızları, ne de süperstar popçular onun kadar çekici değildiler. Geçen yıllar Geller´i yavaş yavaş gündemden uzaklaştırırken, biraz da kendisinin daha içe dönük bir kişiliğe büründüğü görülüyordu. O yıl*lar*dan son*ra yine de, U*ri’nin inzivası pek gerçekleşebilmiş sayılmaz. “Henüz anlat*ma*dı*ğım pek*çok şey yap*tım” di*yor. Şimdi*ler*de özel yaşamıyla başbaşa, hat*ta yan*lız*lı*ğı seç*miş, ken*di ka*bu*ğu*na çekilmiş gi*bi gö*rü*nü*yor. Peki, Geller kimdi? 60´lı yıllardan sonra dünyanın tanıdığı İsrailli Uri Geller, pşisik yetenekleriyle tanındı, metalleri büküyor, küçük objeleri düşünce gücüyle hareket ettirebiliyordu. Bir ara, Puharich adlı bir gizemci veya UFO´cuyla beraber olmuş ve dünyadışı bir zekayla ilişkisi olduğu sansasyonu yayılmıştı ama bu iddianın sonu gelmedi. Sonraki yıllarda Geller, başta Massachusetts Technology University olmak üzere birçok araştırma kurumunda bilimcilerin gözleri önünde, deneylere katıldı ve çoğu zaman da başarılı oldu. Ünlü Amerikalı illüzyonist James Randi´nin düşmanlığını kazandı, Randi, Geller´in yaptıklarının bir illüzyon olduğunu ve kendisinin de aynı şeyleri yapabildiğini iddia ediyordu. Randi´nin tüm karalama çabalarına rağmen, Geller bu saldırılardan etkilenmeyerek işine devam etti. Sonraki yıllarda Geller, toprakaltı kaynaklarını sezgiyle bulma olayına yöneldi ve bu alanda da oldkuça başarılı oldu. O, bir dünya vatandaşı. İnanılmaz olaylar koleksiyoncusu ve yayıncı Char*les Fort, Geller’in, kaşıkları erit*mek, met*re*ler*ce u*zak*lık*ta*ki in*san*la*rın cep*le*rin*de*ki a*nah*tar*la*rı e*ğip, bük*me yete*neği*ni “Vah*şi Ye*te*nek*ler-Wıld Ta*lents” adlı çalışmasında topladı. Fort’un* derlediği tüm bu va*ka*lar tek tek e*le a*lın*dık*la*rı za*man ken*di iç*le*rin*de küçük olaylar gi*bi gö*rü*le*bi*lir*ler, fa*kat U*ri Gel*ler’in gi*zem*li dün*ya*sı*nı top*tan bir pota*da erit*erek değerlendirmek mo*dern fi*zik*te bir ka*os ya*rat*ma*ya ye*terlidir. Konunun bazı uzmanlarına göre, Gel*ler’in “Bu a*ca*ip ka*ba ve ba*zen *de bu*da*la güç*ler” di*ye ad*lan*dır*dı*ğı bu doğaüstü güç kaosu bilinen ge*le*nek*sel mucizelerden ay*rıt edilmelidir. İlkel kültüre a*it Şa*man*lar kendi ruh*sal ve tin*sel ha*yat*la*rın*dan, bağ*lı ol*duk*la*rı kül*tü*rün ge*le*nek*le*rin*den ve top*lu*luk*la*rı*nın sağ*lı*ğın*dan ay*rı*la*maz*lar. Ras*pu*tin, St. Te*re*sa ve ruhçu D.D.Hu*me gi*bi Av*ru*pa*lı sü*pers*tar*lar, büyücüler, do*ğa*üs*tü o*lay*la*rın ma*ni*pü*la*tör*le*ri, biz*le*re ya*şa*mış ol*duk*la*rı kül*tü*rün i*çin*de na*sıl yer al*dık*la*rını ve bu kül*tü*rün i*çin*de na*sıl va*rol*duk*la*rını hak*kın*da anlatı*r*lar. Tıp*kı Gel*ler o*la*yın*da ol*du*ğu gi*bi. İlk ba*kış*ta Gel*ler, mo*dern dün*ya*nın ge*tir*di*ği bir kar*ma*şa*yı doğ*du*ğu gün*den be*ri ya*şadığı görülür. İs*ra*il ve Kıb*rıs’ta ye*tiş*miş, Ka*to*lik bir o*ku*la git*miş, beş dil konuşu*r ve üç ay*rı kı*ta*da beş ay*rı ül*ke*de e*vi vardır. Si*zi şa*şırt*ma*sın! O bir dün*ya va*tan*da*şıdır! Joker´in oyunu. Sir Cle*ment Fre*ud’un tav*si*ye*si i*le, Gel*ler ve a*i*le*si o*la*rak Berk*shi*re’da yaşıyorlar. “Bu*ra*sı me*de*ni bir taş*ra. Bu*ra*yı se*vi*yo*ruz.” di*yor U*ri. Evine gittiğinizde, bir İn*gi*liz kö*yün*de ol*ma*sı ol*duk*ça şa*şır*tı*cı o*lan Gra*ce*land sti*li ka*pı*yı U*ri’nin es*ki dostu Shi*pi aç*ıyor. Sı*cak ve ses*siz biri olan Shi*pi, mer*mer döşemede ka*ya*r gibi yürüyerek çi*zim o*da*sı*nı gös*teriyor. U*ri, şor*tu*nu giy*miş, son de*re*ce dost*ça zıp*la*ya*rak gi*rer*ken “mer*ha*ba” diyor. Ev, yal*dız*lı mer*merlerle par*lı*yor*. Ve kris*tal pi*ra*mit*ler, mer*mer sü*tun*lar ve gü*zel bir de*ni*zal*tı sa*ra*yı*nı an*dı*ran de*niz kabuk*la*rı dikkat çekiyor. Ka*ne*pe*ler çok ge*niş an*cak bir de*niz a*ne*mon çi*çe*ği*nin ku*ca*ğı*na dü*şer*miş*çe*si*ne ha*fif*. Ça*lış*ma o*da*sı sa*rı du*var ka*ğıt*la*rı i*le kap*lı. Kah*ve seh*pa*sın*da*ki ko*mik hey*kel*ler bü*kül*müş ça*tal bı*çak ta*kım*la*rın*dan ya*pıl*mış*. Sorula*rı*ma, son de*re*ce ba*kım*lı A*rap bah*çe*si*nin ö*te*sin*de*ki yol*da, U*ri’nin 4-5 yaşla*rın*da*ki ço*cuk*luk ön*se*zi*le*ri*ni sor*mak*la baş*lıyoruz. Genç*lik yıl*la*rın*da*ki en ente*re*san o*la*yın, ay*nı za*man*da ev*ren*sel bir ta*dı var. O*lay, U*ri’nin Kıbrıs´ta git*ti*ği keşişlerce iş*le*ti*len Ka*to*lik ya*tı*lı o*kul*da geçmiş, Lefkoşa’dan 40 mil u*zak*lık*ta*ki tepe*ler*de ger*çek*leş*miş. Mil*ler bo*yun*ca de*lik*ler a*çıl*mış te*pe*ler*de, do*ğal mağaralar, pa*saj*lar ve de*rin çu*kur*lar var*dı, diyor. Bu*ra*la*rı alışılmamış ol*ma*sı*nın yanı*sı*ra o*la*ğa*nüs*tü teh*li*ke*liy*di de. Fa*kat U*ri, ortamın sa*kin*li*ğin*den ve u*zak*lı*ğın*dan zevk a*lı*yor, bir cep fe*ne*ri ve te*be*şir*le du*var*la*ra iz*le*di*ği yo*lu i*şa*ret*li*yor*. Bir ke*re*sin*de da*ha ön*ce hiç ol*ma*dı*ğı ka*dar la*bi*ren*tin de*ri*ni*ne gir*iyor. Fa*kat i*zi*ni takip e*de*rek ge*ri dön*me*ye ka*rar ver*di*ğin*de, te*be*şir çiz*gi*le*ri*nin hiç*bi*ri*ni bulamıyor. Çı*kış yo*lu*nu a*rar*ken çıl*dıracak gibi oluyor ve pa*nik*liyor. An*cak da*ha son*ra bu pa*nik ye*ri*ni ü*mit*siz*li*ğe bı*rak*ıyor. “Yak*la*şık bir sa*at Tan*rı’ya du*a et*tim” di*yor. Da*ha son*ra u*zak*tan kö*pe*ği Jo*ker’ın hav*la*ma se*si*ni duy*uyor. A*ra*bay*la 40 da*ki*ka*lık me*sa*fe*de*ki e*vin*den ge*len kö*pe*ği bir an*da ya*nın*da be*li*riyor ve Jo*ker do*lam*baç*lı yol*lar*dan geçerek U*ri’yi gün ı*şı*ğı*na çı*ka*rır*ken ne*şe i*çin*de oy*nuyorlar. Doğumda yaşanan mucize Bu mo*dern mitin özünde ö*te*ki dün*ya*dan yankılar duyuluyor. Yu*nan ve İs*kan*di*nav mi*to*lo*ji*si*nin ye*ral*tı yol*cu*luk*la*rı, ce*na*ze ve ye*ni*den do*ğuş tö*ren*le*ri*nin başlangıçla*rı, hayvansal i*le ta*mam*lan*ıyor. Uri, geç*miş*te di*ğer ruh*çu*ların veya büyücülerin yaptıklarını pek o*ku*ma*mış. Ge*le*cek*te de o*ku*ma*ya*ca*ğı*nı, bu*nu ka*sıt*lı o*la*rak yap*tı*ğı*nı söy*lü*yor. Bu a*ra*da o*da*ya gi*ren kö*pe*ği*ni Jo*ker o*la*rak ta*nıt*ıyor. Şim*di*ye ka*dar hep bir kö*pek sa*hi*bi ol*muş, hiç kö*pek*siz kal*ma*mış. Pek *çok kö*pek sa*hi*bi*ne ga*rip ge*le*cek a*ma tüm kö*pek*le*ri*ne hep “Jo*ker” a*dı*nı ver*miş. San*ki onları bir bütün olarak ta*nı*yor. Tek tek de*ğil an*cak or*ji*nal bir mo*del şab*lo*nu*nun tek*rar*la*nan e*le*man*la*rı o*la*rak algılıyor. U*ri, ço*cuk*su ta*vır*lı, son de*re*ce çe*ki*ci ve hoş bir a*dam. 48 ya*şın*da i*ken 18 ya*şın*da o*la*bi*len ve nor*mal ö*te*si her o*la*ya damga*sı*nı vur*muş* birisi. Gel*ler si*zin*le ko*nu*şur*ken tüm dik*ka*ti*ni si*ze ve*ri*yor. Se*si iç*ten bir mem*nu*ni*yet*ten a*çık bir gü*ve*ne ge*çiş*ler ya*pı*yor. İki o*to*bi*yog*ra*fi kitabında, U*ri’ye en ya*kın ki*şi* olarak Shi*pi´den söz e*di*li*yor. Shi*pi, 30 yıl ön*ce Uri’yi İs*ra*il or*du*sun*da keş*fet*ti*ğin*de he*nüz 12 ya*şın*day*dı. U*ri’nin o*kul*da hal*ka açık ilk gös*te*ri*si*ni dü*zen*le*dik*ten son*ra o*nun hem ma*ne*je*ri, hem de Dr. Wat*son’ı ol*du. U*ri sık sık ba*şın*dan ge*çen o*lay*la*rı an*la*tır*ken bir sü*re son*ra Shi*pi’nin de bir ha*yal a*ra*cı gi*bi o*ra*da ol*du*ğu*nu far*ke*di*yor*su*nuz. U*ri’nin e*şi Han*na, Shi*pi’nin kız*kar*de*şi. U*ri’nin “O be*nim a*yak*la*rı*mın ye*re sağ*lam bas*ma*sı*nı sağ*lı*yor” de*di*ği e*şi Han*na, bu ko*nu*nun i*çin*de çok faz*la yer al*mı*yor. U*ri’nin oğ*lu*nun do*ğu*mu*nu dinlerken, bu do*ğu*mun da*ha çok Han*na’ya a*it bir o*lay ol*du*ğu*nu zan*ne*di*yorsunuz. A*ma ha*yır. U*ri bu o*lay*da da o*dak nok*ta*sı. “Zor bir do*ğum*du. Shi*pi ve ben has*ta*ne ko*ri*do*run*da bek*ler*ken dok*tor geldi ve Han*na ıkın*ma*ya baş*la*maz*sa se*zar*yen ya*pa*cak*la*rı*nı söy*le*di. O*la*bil*di*ğin*ce kon*san*tre ola*rak “A*çıl,a*çıl,a*çıl...” di*ye ba*ğır*dım. Yak*la*şık beş da*ki*ka son*ra do*ğu*mu ya*pan jine*ko*log ge*le*rek “A*man Tan*rım, ba*şar*dın” de*di.” U*ri zen*gin*leş*ti*ril*miş de*tay*la*rı o*lan fan*te*zi*ler*den zevk al*ıyor. O*kul*da, ken*di ya*rat*tı*ğı can*lı u*zay yo*lu hi*ka*ye*le*ri i*le sı*nıf ar*ka*daş*la*rı*nı bü*yü*le*miş. Ya*yın*lan*mış tek ro*ma*nı “Shawn”, bun*la*rın ge*liş*miş bir ver*si*yo*nu*. Öyküde bir nes*lin so*na er*me*si, kris*ta*lin sı*vı*laş*ma*sı, kah*ra*man Shawn’un gö*lün ü*ze*rin*de koşması gibi desenler var. Uri kendi gücünü da böyle bir desen olarak tanımlıyor, bazı insanların deseni olabilir, diyor ama me*talleri eğriltirken “Bü*kül” ke*li*me*si*nin tek*rar*lan*ma*sını konsantrasyo*na bağlıyor ya da tele*pa*ti i*le gö*zün*de can*lan*dır*dı*ğı bir ek*ran*da bir*şey*le*rin be*lir*me*si*ni bek*le*ye*rek me*tal*le*ri bükü*yor. Olimpik konsantrasyon U*ri´nin öyle mis*tik, ru*hsal veya şa*ma*nik bir ki*şi*li*ği yok. Güçlü kon*san*tras*yon kapa*si*te*si bel*ki de sa*bit fi*kir*li olma*sıy*la bağ*lan*tı*lı*. Ru*hi gü*cü*nü art*tır*dı*ğı*nı düşündü*ğü i*çin ve*je*ter*yan ol*ma*yı seç*miş. U*ri’yi her*gün 3-4 sa*at kon*düs*yon bisikle*tin*de, tüm ga*ze*te*le*ri göz*den ge*çi*rir*ken bu*lmak mümkün.”Böy*le*lik*le tüm bilgi*le*ri a*lı*yo*rum. Ay*rı*ca, A*me*ri*ka’dan ki*tap ö*zet*le*ri a*la*rak yıl*da top*lam 2000 ö*zet o*ku*yo*rum.” diyor. Makro düşünmeyi seviyor, iki yıl ön*ce, “Star” ga*ze*te*si*nde yayınlanan bir se*ri ma*ka*le*si*nin, yüz*ler*ce in*san ye*ri*ne bin*ler*ce, mil*yon*lar*ca insanla i*le*ti*şim sağlaya*ca*ğı*na i*nan*mış*tı. U*ri’nin di*ğer bir pla*nı daha inanılmaz, bir da*ha*ki O*lim*pi*yat O*yun*la*rı´n*da, üç da*ki*ka*lık bir sü*re*de, tüm dün*ya*dan milyonlar*ca in*sa*nın ken*di*si i*le bir*lik*te nük*le*er de*ne*me*le*rin so*na er*me*si gi*bi i*yi bir o*la*ya kon*san*tre ol*ma*la*rı*nı ger*çek*leş*tir*mek istiyor. Bu bel*ki*de U*ri’nin güç*le*ri*nin u*zun sü*re*dir son de*re*ce ve*rim*li et*ki*ler ya*rat*ma*sı i*le “Ni*ce*li*ğin ken*di*ne has bir ka*li*te*si var*dır.” şek*lin*deki i*na*nı*şı*na da ne*den ol*uyor. Or*ta*do*ğu’nun sı*kın*tı*lı yer*le*rin*de bü*yü*yen bir ço*cuk o*lan U*ri, o*yun*la*rın*da şe*kil*le*ri kü*çük ha*ya*li u*zay ro*ket*le*ri*ni tem*sil e*den mer*mi*ler top*lar*dı. Bir*kez, as*ker o*lan baba*sı, genç U*ri’ye bir ta*ban*ca*da mer*mi ol*ma*dı*ğın*dan e*min ol*ma*nın yo*lu*nu öğre*ti*yor*du. Boş si*la*hı kü*çük ço*cu*ğa ver*di. Ne*şey*le bir he*de*fe ni*şan a*lan ço*cuk, te*ti*ği çek*ti ve si*lah pat*la*dı. Oysa, silahın boş olduğundan emindiler. U*ri,or*du*ya katıl*dı*ğın*da,e*ği*ti*minin bir par*ça*sı o*la*rak ağır bir si*lah*la* çö*lü* geç*me*si ge*re*ki*yor*du. Yo*la çık*ma*dan ön*ce yü*kü*nü ha*fif*let*mek i*çin, kur*naz*ca si*la*hı*nın iç a*teş*le*me meka*niz*ma*sı*nı çı*ka*rdı. An*cak e*ği*ti*min so*nun*da si*lah*la*rın a*teş*le*ne*ce*ği*ni öğrenerek deh*şe*te dü*ştü. Te*ti*ği çek*ti*ğin*de hiç*bir*şey ol*ma*ya*ca*ğı*nın ve hi*le*si*nin or*ta*ya çı*ka*ca*ğı*nın bi*lin*cin*de ü*mit*siz*ce yo*lu*na de*vam et*ti. An*cak e*mir ve*ri*lip* te*ti*ği çek*ti*ğin*de si*la*hı mu*ci*ze*vi bir şe*kil*de mer*mi*yi a*teş*le*di. Bu da onun çevresinde oluşan mucize halkasının bir parçası. Onbeş mil ötede ortaya çıkıyor... U*ri, pek çok ta*ti*li*ni, Kı*zıl*de*niz’de da*la*rak ge*çir*miş. Kö*pek*ba*lı*klarıyla boğuşmuş, onların mermi şekline hayran. Ona göre, gö*rün*mez*li*ğin*de*ki bü*yü*lü etkisiy*le mer*mi veya roket şekli saf ve ki*şi*sel bir mo*ti*fe ben*zi*yor, bel*ki de konsantrasyonunun bir sem*bo*lü gibi. Av*ru*pa folk*lö*rü i*çin*de sade*ce vam*pi*ri veya kurt adamı öl*dü*ren gü*müş mer*mi de*ğil, es*ra*ren*giz bir şekilde in*san*la*rı da za*yıf*la*tan, Or*ta* Ça*ğ´a a*it bil*gi*ler*de*ki “Cin Vu*ru*şu” da bu*na da*hil. (Cin vuruşu, tüm ruhsal gücün tam konsantrasyonla bir yere yoğunlaştırılarak, yıkıcı etki yaratılması yönünde bir inançtı.) Bir ilginç olay daha var, tanıkların anlattıklarına göre bu olay, U*ri’nin a*ni, bek*len*me*yen ve i*yi belgelen*miş bir ışınlanma olayı. Bir an ar*ka*da*şı*na al*dı*ğı he*di*ye i*le New* York sokak*la*rın*da ko*şar*ken birden kendini 150 mil ö*te*ki ar*ka*da*şı*nın evinin ça*tı*sın*da*ki limonlu*ğun cam*la*rı a*ra*sın*dan ge*çerken buluyor. Cam kı*rık*la*rı a*ra*sın*dan kalkarken ye*ni al*dı*ğı he*di*ye*nin yani te*les*ko*bun ha*la e*lin*de ol*du*ğu*nu far*ke*diyor. An*cak U*ri, i*çin*den çı*kı*la*ma*yan bu bü*yü*nün pa*ro*di*siyle yani pa*ra i*le il*gi*le*ni*yor*. Böylece sahip ol*du*ğu pek*çok şe*yi pay*la*şı*yor*. Ha*yal ve ger*çek a*ra*sın*da*ki de*ği*şim a*ra*cı, bü*yü*le*ye*bil*di*ği gi*bi sı*ka*bi*lir*, diyor. U*ri,bü*yük dar*lık i*çin*de ya*şa*yan bir a*i*le*de ye*tiş*ti*ri*len tek ço*cuk. Her*za*man zen*gin ve ün*lü ol*ma*yı is*te*miş*. Med*ya o*nu ün*lü yap*tı an*cak ba*şa*rı*lı pet*rol a*raş*tır*ma*la*rı ve ma*den şir*ket*le*ri i*le zen*gin ol*du. Ön*ce ha*ri*ta*yı a*raş*tı*rır, son*ra kü*çük bir u*çak*la, e*li pen*ce*re*nin dı*şın*da, i*çin*den ge*len bir his*le ma*den ya*tak*la*rı*nın yer*le*ri*ni belirliyor. U*ri, bu*nu bir iş o*la*rak ka*bul e*diyor, ken*di*si*nin* de bu*nun i*çin pa*ra al*dı*ğı*nı düşünüyor. Baş*ka bir a*nı*sı i*se U*ri ve Shi*pi’nin Lon*dra’da bir kumarhanede kazan*dık*la*rı 17.000 Po*und. Er*te*si sa*bah bir iş gö*rüş*me*si*ne gi*der*ken güç*le*ri*ni kötü*ye kul*lan*dı*ğı dü*şün*ce*sine kapılıyor ve U*ri, bu bas*kı ne*de*niy*le a*ni bir ö*lü*me sü*rük*le*ne*ce*ği his*si*ne ka*pıl*ıyor, bu*nun ü*ze*ri*ne li*mu*zi*nin pen*ce*re*sin*den tüm bank*not*la*rı dışarı a*ta*rak ra*hat*lıyor. Şa*man*la*rın dış* dün*ya yol*cu*luk*la*rı*nın mo*dern bir kar*şı*tı, e*şit*li*ği sa*yı*la*bi*le*cek şey; la*bo*ro*tu*var*lar*da*ki du*yum*sal ka*yıptır. As*lın*da U*ri için bi*lim*sel me*to*dun teh*li*ke*si, U*ri’nin ye*te*nek*le*ri*nin ba*şa*rı*sızlığı de*ğil an*cak ken*di ger*çe*ği*ninin söz*de “bi*lim*sel” te*rim*ler*le ta*nım*la*na*cak ol*ma*sı. Bir hams*ter, te*ker*lek ü*ze*rin*de ba*ğım*sız*lı*ğı*nı geliş*tir*miş mi*dir? Fa*kat bu mo*dern, kü*çül*müş, tek*no*lo*jik a*çı*dan kur*naz dünya, ken*di en*di*şe duy*gu*la*rı*nı doğ*ru*la*mak i*çin sinsice Uri Geller´e ih*ti*yaç du*ymuyor mu? Geller´in evinden ayrılırken onun bir sözü yankılanıyor; "Her ço*cu*ğun doğaüs*tü kuv*vet*ler*le bü*kül*müş ruhsal bir a*nah*ta*rı ol*ma*lıdır. Bu inanç gücüyle gelecekte tüm bükülmez engelleri bükme konsantrasyonunu elde edecektir." Geller ve kuşkucular Uri Geller´in yaptıklarını bir hile olduğunu ileri sürenler var. Metalleri bükmek ve saatleri durdurmak gibi Geller gösterileri, kuşkuculara göre yapılabilir şeylerdir. Bir görüşe göre ise, bazı bilim adamları Geller´i test ederlerken sonuçlar üzerinde pek titiz davranmadılar ve hatta çok yumuşaktılar. Geller´in toprakaltı kaynaklarıyla ilgili buluşları ise, Geller karşıtları çok ciddiler, Uri sezgiyle bulduğunu iddia ettiği yeraltı kaynaklarını laboratuarlarda deneyler yaparak, endüstri casusluğu örgütlerini kullanarak öğreniyor ve yalan söylüyor. Ama bunun kanıtları ortaya konmuş değil. Kuşkucu savaş lordlarına göre, Geller´de kesin olarak kanıtlanan telepati, durugörü, kehanet ve psikokinezi yeteneklerine raslanmış değil. Yine bazı sahne illüzyonistlerine göre, Geller´in yaptıkları dahice bir sahne oyunundan başka birşey değil. Uluslararası Sihirbaz Kardeşler Birliği´nin başkanlarından olan David Berglas, Doğaüstü İddiaları Bilimsel Araştırma Komitesi ile işbirliği yaptıktan sonra, "Eğer Geller´de yaptıklarının kaynağı olan bir doğaüstü güç varsa, o bu gezegende bu güce sahip tek insandır. O bir fenomendir, saygı göstermeliyiz ama bu saygı bir sahne sihirbazına gösterilen saygıyla eşit olmalıdır." diyordu. Öte yandan, bütün bu karşı çıkışlara rağmen, bu güne kadar hiç kimse Geller´in yaptıklarının içyüzünü açıklamış değil. |
|
![]() |
![]() |
![]() |
Etiketler |
geller, mucizesi, onun, siz, uri |
|
|