![]() |
#1 |
![]()
Meteoritler
Mehmet COŞAR Bir dürbün vasıtasıyla aya baktığımızda görülen delik deşik olmuş sathı ibret vericidir. Ayın bu görünüşü zamanla meydana gelmiştir. Uzun müddet devam eden meteorit yağmurları bu ürpertici tabloya sebeb olmuşlardır. Meteoritlerin saldırısına devamlı maruz kalan ayın sathında büyüklü küçüklü birçok kraterler meydana gelmiştir. Bizi böyle saldırılardan arzımızı bir zırh gibi saran atmosferimiz korur. Bir günde atmosferimize giren ve görülebilecek kadar parlak olan meteorların toplam sayısının 200 milyon kadar olduğu tahmin edilmektedir. Gözle görülebilenlerin kütleleri toplamı takribi 10 tondur. Gözle görülemeyecek kadar sönük olanların sayısının 9 ila 10 kat daha fazla olacağını düşünürsek, bir günde atmosferimize giren meteor maddesinin toplam kütlesi hemen hemen 100 tonu bulur. Meteoritler, fezadan gelen semavi cisimlere ait parçalardır. Bunlar arza, atmosfer tarafından tamamen yakılmadan düşerler. Meteoritler, meteorlardan yapı itibariyle farklıdır. Meteoritler daha büyüktürler ve çok daha az kırılma arzetmektedirler. Çoğu astronomlar, meteoritler ve kuyruklu yıldızlar (kornet) arasında bir alaka olmadığını, fakat meteoritler ve astreoid(*)'ler arasında hakiki bir alakanın olabileceğini tahmin etmektedirler. Şimdiye kadar birçok meteorit bulunmuş ve incelenmiştir. Hatta bunlardan çok azı, düşme esnasında görülmüş ise de, çok kısa bir zamanda toprağa gömülmüşlerdir. Meteoritler, demirler (sideritler) ve taşlar (aerolitler) olmak üzere ikiye ayrılırlar. Bunlar arasındaki farkı belirten kesin bir çizgi olmamakla birlikte, kısmen taşlı ve kısmen de demir-nikel ihtiva eden ara tipler de vardır. Meteoritlerde bizce bilinmeyen hiç bir elemente rastlanmamıştır. Mesela sideritleri ele alırsak, yapı itibariyle % 90 demir, % 8-9 nikel, % 1'den daha az kobalt ve ayrıca fosfor ve kükürt gibi elementlerin daha küçük miktarlarını ihtiva etmektedirler. Aerolitler ise % 36 oksijen, % 24 demir, % 18 silisyum, % 14 magnezyum ve küçük miktarda diğer elementler ihtiva ederler. Bu rakamlar takribi olarak verilmiş olup değişik meteoritler farklı element yüzdelerine sahip olabilirler. Bir meteoritin çarptığı yerde iz bırakabilmesi için futbol topu büyüklüğünde olması kafidir. Küçük meteorlar atmosfere giriş esnasında, sürtünme neticesinde hasıl olan sıcaklıktan dolayı ergirler. Daha büyükleri ise gaz tabakasını zorlarken ısınır ve neticede parçalanırlar; parçalar halinde arza düşerler. Konu ile alakalı resim için tıklayınız. Bir Meteorit arza yaklaşırken önünde itmekte olduğu bir hava sütunu bulunur Hava sütununun ağırlığıyla metoritin ağırlığı birleşir. Hava sütununun ağırlığı meteoritin çapıyla orantılıdır. Bir meteorit 100 m. veya daha fazla bir çapa sahipse, arz atmosferini yaprağı delen bir kurşun gibi geçer. Kurşun saniyede 600 m. yol alırken meteoriter saniyede 12.000 ile 70.000 m. yol alırlar. Böyle bir kütle arza eriştiğinde, geriye şok dalgalan, basınç dalgaları ve sıcaklık kalmaktadır. Büyük bir meteorit çarpmasındaki enerji, atomun parçalanma enerjisine yakın bir değerdedir. Buna bağlı olarak yapılan hesaplamalarda, Bavyera'daki "Nördlinger Ries"isimli meşhur kraterin meydana gelmesine, saniyede 20 ile 50 km hızla hareket eden 500-900 m. çapa sahip bir meteorit sebep olmuştur. Kozmik hız ve muazzam kütlenin (4 milyar ton kadar) çarpma esnasında yapmış olduğu tahribat 1 megatonluk atom bombasının yaptığı tahribata eşittir.Çarpışmanın olduğu yerde 5 ile 28 atmosfer basıncı meydana gelmiştir (Oto lastiğininki ise 2 atmosferdir). Sıcaklık ise 14.000-38.000 C'yi bulmuştur. (Güneşin satıh sıcaklığı 7.000 C'dir). Çarpışmada ayrıca 4 km3 kaya da buharlaşmıştır. Çarpışmadan sonra meydana gelen büyük basınçla 90 km3 'lük taş, 20 km yüksekliğe kadar çıkmıştır. Çarpma arz sathına da tesir ederek, sözü edilen bölgenin altında 5 km. derinliğe varan kaya tabakası çatlamalarına sebebiyet vermiştir. Şayet bu çarpışma Orta Avrupa'da 15 milyon sene önce değil de bugün vuku bulsaydı hayat felce uğrardı. Büyük bir meteorit düştüğünde önce bir krater meydana getirir. Arizona'daki Barringer krateri bunun en güzel misallerinden biridir. Kanada'da Sudbury yakınında 140 km. çaplı bir krater bulunmaktadır. Buna benzer büyüklükte biri de Güney Afrika'da Johannesburg'dadır. Daha büyük kraterlerin denizlerde bulunduğu düşünülmektedir. Çünkü karalarda vuku bulan bu çeşit hadiseler denizlerde de olmuştur, keza arzımızın üçte ikisi sularla kaplıdır. 2 trilyon ton ağırlığındaki bir nesnenin (Kanada Krateri kadar) suya nasıl düşebileceğini bir kaç ilim adamı şu şekilde tasavvur etmişlerdir: "Saniyede 20 km. hızla yaklaşan nesne atmosferde bir kaçyüz km. 'yi bulan bir yırtılmaya sebep olur. İtilmiş olan havanın tesiriyle saatlerce süren fırtınalar oluşur ve binlerce km. öteden duyulur. Civarındaki bütün ağaçları yerle bir eder. Meteoritin suya çarpmasıyla suyun sathında 140 km. büyüklüğünde bir krater meydana gelir. Bu kraterin derinliği ise 35 km. 'yi bulabilir. İtilmiş olan okyanus suları da bir kaç bin km. ötede dev dalgalar halinde yakınında bulunan kıtaları basar. 35 km. lik derinliğin dünya mağma tabakasına erişmesi dolayısıyla mağma fışkırarak civarındaki suyu ısıtır. Su bir iletken olduğundan ve atmosferle sıcaklık alışverişinde bulunduğundan büyük sıcaklık değişmeleri vuku bulur. Bu durum okyanusun geçici olarak ısınmasına yol açar. Meteoritin çarpmasından sonra 10 trilyon ton su ve kaya dev bir bulut teşkil eder. Bu bulut 60 km. kadar yüksekliğe çıkabilir ve arza toz ve su yağdırır. Suyun büyük bir kısmı enlem derecesine bağlı olarak sel şeklinde kar veya yağmur halinde yağar. Bütün arz küresi üzerinde böylece metrekareye 43 kg. yağış düşmüş olur. Daha sonraki yağışlar ise atmosferde tutunabilen toz ve sağlam partikülleri bir kaç hafta içinde silip süpürür. Atmosferde bulunan tozların güneş ışıkları üzerindeki sera tesiriyle 1 °C'lik bir sıcaklık artışı olur. Yükselen sıcaklık atmosferde bulunan suyun azalmasıyla düşmeye başlar."İlim adamlarına göre en azından 65 milyon sene evvel dünyamız böyle bir afete maruz kalmıştır. Konu ile alakalı resim için tıklayınız. Tahminen bir trilyon taş, metal, ve buz parçası 7 m. lik bir çapa sahip oldukları halde güneş sisteminde düzensiz olarak hareket halindedir. Bunların büyük bir kısmı da Mars ve Jüpiter arasında yer alan asteroid kuşağındadır. 800'e yakın gök cismi ise Dünya yörüngesinden geçmektedir. Bu cisimlere Apollo adı verilir. 100m. çapındaki Apollo'ların toplam sayısının 100.000 kadar olduğu hesaplanmıştır. Arzımızla, asteroid kuşağında yer alan bir meteoritin çarpışmasında, gravitasyon kuvveti yanında temelde yörünge bozucu tesirler rol oynamaktadır. Yörüngesini terk eden bir meteoritin mutlaka Dünyaya çarpması diye bir şey söz konusu değildir. Bunlar Merkür ve Venüs'ün çekim sahalarına da girmektedirler. . . Arzımıza meteoritler nadiren düşmektedir. Belki şimdiye kadar bir kaç meteorit düşmüş ise de insanların mukim olduğu yerlere düştüğü pek görülmemiştir. İnsanlık için her an tehlike arzeden meteoritler insanoğlunun ibret alması için sergilenen semavi hadiseler zincirinin bir halkasıdır. |
|
![]() |
![]() |
Etiketler |
meteoritler |
|
|